AFŞİN-ELBİSTAN TERMİK SANTRALI hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, afşin-elbistan termik santralı hakkında bilgi.
Kahramanmaraş ilinin Afşin ve Elbistan ilçeleri arasında kurulmuş olan Türkiye’nin en büyük termik elektrik santralı. TKİ ve MTA’nın ortak çalışmalarıyla Afşin-Elbistan linyit havzasında düşük kalorili bol miktarda linyit rezervi olduğu tasbit edildi. Bu linyitlerden faydalanarak bir termik santral kurulmasına karar verildi. 5000 MW’lik bir santralın kurulmasıyla bölgedeki linyitlerin altmış yılda tüketilebileceği hesaplanarak hazırlanan proje 1968 yılı yatırım proğramına alındı. 1973 senesinde santralın yapımına başlandı. Herbiri 344 MW gücünde dört ünite olarak planlanan santralın ilk ünitesi Temmuz 1984’te üretime başladı. Kömürün santrala ulaştırılması için bir nakil hattı kuruldu. Tam kapasiteyle üretime başladığında Türkiye toplam enerji üretiminin % 20’sini karşılayacak olan santralın diğer üç ünitesinin kademeli olarak 1992, 1993 ve 1994 senelerinde hizmete gireceği planlanmıştır. Tam üretime geçtiğinde havzadan 20 milyon ton linyit çıkartılarak 18,6 milyon tonu santralda kullanılacak, kalanı ise bölge halkının yakacak ihtiyacını karşılayacaktır. AFT; Alm. Aphtein (f. pl.), Fr. Aphte (m.), İng. Aphtha; Aphtousfever. Bir çoğunun asıl sebebi bilinmeyen, ancak bir virüsten dolayı ortaya çıktığı veya bağışıklık sisteminin bozukluğuyla ilgili olduğu sanılan, ağızda, dudaklarda ve dil sathında küçük ülserler (doku harabiyetleri) ile seyreden bir hastalık. Ekseriya sindirim bozuklukları ile birlikte bulunur. Çok ağrılıdır. Gülmeyi, konuşmayı, çiğnemeyi güçleştirir. Tedaviye rağmen 1-2 hafta sürer. Bazan biri iyileşirken biri yeniden çıkar. B ve C vitaminleri verilmesi faydalı olabilir; çünkü aftların çıkmasının vücut mukavemetinin düşük olmasıyla ilgisi vardır. Bu vitaminler özellikle C vitamini mukavemeti arttırır. Antibiyotikler fayda sağlamaz. Ancak, yeni bir hastalığın bunun üzerine eklenmesini önlerler. Gamaglobülin enjeksiyonu yapılırsa, belirtiler kısa sürede silinir. Çiğneme sırasındaki ağrıyı azaltmak için yemek öncesi düzeysel olarak ağrı kesici solüsyonlar sürülüp, 15-20 dakika ağrının duyulması önlenebilir. Tekrarlayan veya uzun süren aftlarda, ağızın karbonatlı ve tuzlu (veya şaplı) suyla çalkalanması, keza yaraların üzerine gliserin sürülmesi de iyileşmeyi hızlandırır. Özel (ağız için hazırlanmış) pomadlar vardır, kullanılması faydalıdır. Barsak solucanı tedavisinde kullanılan Leva misole(Ketrax) haplarından haftada iki gün arka arkaya bir defada üç tane münavebeyle haftalarca kullanılmasının iyi sonuç verdiği bildirilmektedir(Misale Pazartesi sabah 1 defada 3 tane, Salı sabah tekrar edip diğer 5 gün ara verilerek devam edilir. AFYON (Opium); Alm. Opium (n.), Fr. Opium, İng. Opium. Familyası: Gelincikgiller (Papaveraceae), Türkiye’de yetiştiği yerler: Afyon, Isparta Uşak, Denizli. Elde edildiği bitki: Haşhaş (Papaver somniferum), Haşhaş bitkisinin genç kapsüllerinin (meyvalarının) özel bir bıçakla enine çizilmek suretiyle dışarı çıkan ve hava ile temasta katılaşan sütüdür. Kapsülden çıkan süt (lateks) önce beyazdır, sonradan koyu esmer bir renk alır. Afyon sakızı denen bu katılaşmış süt, yine özel bıçaklarla toplanır. Bu şekilde elde edilen afyon, çok eski zamanlardan beri ilaç ve keyif verici olarak kullanılmaktadır. Bu işler için Hindistan’da, Çin’de, Eski Mısır’da haşhaş başları kullanılmıştır. Hipokrat, eserlerinde haşhaştan bahsetmiştir. Plinius (M.S. 23), haşhaş başlarının çizilerek afyon elde edildiğini yazmıştır. Opium deyimi de Yunanca opos (özsuyu)dan gelir. Romalı bilgin Dioskorides eserlerinde afyonu uzun uzun anlatmaktadır. Türk-İslam hekimlerinden Razi, İbn-i Sina ve İbn-i Zübeyr, afyonu öksürüğe karşı kullanmışlardır. Afyonun bileşiminde yaklaşık % 20-25 oranında alkaloid vardır. Bundan başka reçine, kauçuk, yağ, mum, müsilaj ve asitler de vardır. Türk afyonlarının içinde % 10-25 nisbetinde alkaloid bulunur. Türk afyonu morfin bakımından dünyada en zengin afyondur. Türk afyonunda 25 çeşit alkaloid bulunur. Bu alkaloidlerin başlıcaları şunlardır: Morfin: Afyonun en önemli alkaloididir. % 12’sini teşkil eder. Tıpta çok iyi bir ağrı dindiricidir. Keyf verici olarak kullanılması da yaygındır. Kodein: Morfine göre daha az zehirlidir. Alışkanlık yapma özelliği morfinden daha azdır. Daha çok öksürük kesici olarak kullanılır. Papaverin: Uyuşturucu (narkotik) etkisi fazla değildir. Kaslar üzerinde kasılmayı önleyici etkisi vardır. Morfinde bundan başka tebain, narkotin, lavdanin, reaodin gibi alkaloidler de vardır. Afyonun tıbbi kullanımından başka uyuşturucu olarak kullanımı da yaygındır. Özellikle içinde morfine karşı alışkanlık meydana getirmesi çok mühim bir sosyal hadise haline gelmiştir. Morfinman annelerin çocukları anne karnında bu maddeye alışmakta, doğunca morfin açlığı hissetmektedirler. Afyon alkaloidlerinin elde edilmesinden sonra, bunların formüllerinde bazı değişiklikler yapılarak tedavide kullanılmıştır. Bu maddelerin keşfinden maksat; morfin ve diğer afyon alkaloidlerinin ağrı kesici, öksürük dindirici vs. faydalı te’sirlerinin arttırılması; alışkanlık yapıcı, kusturucu v.s. gibi zararlı ve istenmeyen etkilerinin ise azaltılmasıdır. Bu gayeyle bir çok sun’i veya yarı sun’i maddeler elde edilmiştir. Toplumda her yaş ve sınıftan kişi morfin iptilasına tutulabilmektedir. Bu bakımdan haşhaş ekimi her ülkede hükumetin kontrolü altında yapılır. Afyon ticareti daima kontrol altına alınmaya çalışılmış ve çalışılmaktadır. Yurdumuzda önceleri yaygın olan afyon ziraati bugün çok sınırlı bir bölgede yapılır. Türkiye, kaçak afyon ekimi ve ticaretine karşı büyük bir başarı sağlamıştır.