DEDE KORKUD hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, dede korkud hakkında bilgi.
On iki, on üç, on dördüncü asırlarda Doğu Anadolu’ya gelip yerleşmiş olan Oğuz Türkleri arasında anlatılan destan yollu halk hikayelerini Kitab-ı Dede Korkud ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan adlı kitabında toplayan kişi. 29 Dede Korkud’un hayatı ve fiziki yapısı hakkında halk arasında ve yazılı kaynaklarda pekçok rivayetler yer alır. Şimdilik Dede Korkud tarihi bir şahsiyet olmaktan çok, menkıbevi bir Türk atası olarak bilinmektedir. Hayatına dair bilgiler, hakiki İslami unsurlarla İslamiyet öncesi Türk hayatından gelen bazı hususların karışmasından ibarettir. Hikayelerde Dede Korkud, Dedem Korkud, Korkud Sultan ve kitabın önsözünde Korkud Ata diye anılır. ’Dede’ ve ’Ata’ eş anlamlı kelimelerdir. Sözlü halk geleneğinde Dede Korkud ile alakalı masallaştırılmış rivayetler arasında şunlar bulunur: Kırgızistan’da Sir-Derya boyundaki bazı mezarların ona ait olduğu bildirilir ve ermiş sayılır. Bir menkıbeye göre de Hızır aleyhisselama benzetilir ve 40 yıl olan ömrü bazı faydalı işlerinden dolayı kendi istemeden sona ermeyecek bir zamana kadar uzatılmıştır. Yalnız kişilere değil bütün nesnelere de isim koyar. Hikmet sahibi bir pirdir. Hikayelerde de keramet sahibi, hanların akıl danıştığı, hanlara ve halka öğütler veren, sözleri saygıyla kabul gören bir şahsiyet olarak çizilir. Kabile teşkilatını ve töreleri korur. Aksakallıdır. ’Oğuzun tamam bilicisi’dir. Yiğitleri donatır. Çocuklara ve yiğitlere ad koyar. Dede Korkud’un İslamiyet öncesi devrede görülen kam, bakşı gibi dini önderlik vasıfları vardır. Halk hakimidir. Kopuz çalan bir Türk ozanıdır. Aydın, ak yüzlü dev karnından dünyaya gelmiş, boyu altmış arşın imiş. Dede Korkud’un hayatına dair yazılı kaynaklara bakacak olursak: En eski kaynak, Reşidüddin’in Camiü’t-Tevarih isimli eseridir. Ayrıca Ebul-Gazi Bahadır Hanın Şecere-i Terakime ve Ali Şir Nevai’nin Nesaimü’l-Muhabbe’si Tarih-i Dost Sultan, Tevarih-i Cedide, Mir’at-ı Cinan gibi eserlerde de Dede Korkud adına rastlanır. Ebül-Gazi Oğuzname’sine göre Dede Korkud, 295 yıl yaşamıştır. Şecere-i Terakime’de, Kayı boyundan olduğu ve Saltukname’ye göre de Osmanlılarla aynı soydan geldiği yazılır. Evliya Çelebi Osmanlı-Kayıdedelerinden Korkut Hanın, Ahlat’taki mezarını ziyaret ettiğini söyler. İkinci Bayezid’in oğlunun adı da Korkud’dur. Camiü’t-Tevarih’te Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem ile aynı çağda yaşamış olan Oğuz hükümdarı Kayı İnal Hanın başmüşaviri Dede Korkud’dur. Bahrü’l Ensab’da, Kazan Hanın hazret-i Peygambere iki elçi gönderdiği ve dönüşlerinde Selman-ı Farisi ile döndükleri ve Farisi’nin, Korkud’u Oğuzlara önder yaptığı kaydedilir. Camiü’t-Tevarih ile Dede Korkud Kitabı’nın önsözünde de belirtildiği gibi, Dede Korkud’un Oğuzların Bayat boyundan olduğu bildirilir. Dede Korkud’un tarihi bir şahsiyet olup olmadığı kat’i belli olmadığı gibi, kahraman olarak önde gelen bir insan da değildir. Fakat hikayelerde halkın müşkillerini çözen, düşmanı yenmek için çareler bulan, tedbir aldıran, yiğitlik gösteren çocuklara ad koyan Dede Korkud, Oğuz Türklüğü için manevi bir destek durumundadır. Cemiyet, en küçük ferdinden beylere kadar ona muhtaçtır. Oğuz boyları ve beyleri için gelip dua etmesi; deyiş demesi, destan söyleyip, Oğuznameler düzüp koşarak Oğuz menkıbelerini anlatması; Oğuz boylarına mensup insanlara geçmişten ders almayı öğretmesi ve hadiselerdeki mana ve hikmetlerin sırrına erme zevkini aşılaması; Dede Korkud’un Oğuz Türklüğünde terbiyeci bir rol oynadığını ve halkla bütünleştiğini göstermektedir. Kitab-ı Dede Korkud’un mukaddimesinde ona ve sözlerine ayrılan sahifeler Oğuz Türklüğü için Dede Korkud’un ne kadar müessir olduğunu göstermeye kafidir. Bilici sıfatıyla Dede Korkud’un dini tarafının ağır basması ve manevi yönden Türklüğü kucaklaması apayrı bir değer taşımaktadır. Onun türlü nasihatlerinin yanında; ’Ağız açıp över olsam, Tanrı güzel, Tanrı dostun din ulusu Muhammed güzel. Muhammed’in sağ yanında namaz kılan Ebubekir Sıddık güzel. Ahir otuzuncu cüz başıdır Amme güzel. Hecesince düz okunsa Yasin güzel. Kılıç çaldı, din açtı erlerin şahı Ali güzel. Hasan ile Hüseyin iki kardeş beraber güzel. Yazılıp düzülüp gökten indi, Tanrı ilmi Kur’an güzel. O Kur’an’ı yazdı düzdü, ulemalar öğreninceye kadar bekledi biçti, alimler sultanı Osman Affanoğlu güzel. Çukur yerde yapılmıştır Tanrı evi Mekke güzel. O Mekke’ye sağ varsa, esen gelse imanı bütün hacı güzel. Hesap gününde Cuma güzel. Cuma günü okuyunca hutbe güzel. Kulak verip dinleyince ümmet güzel. Minareden ezan okuyunca müezzin güzel. Dizini bastırıp oturunca helalı güzel. Şakağından ağarsa baba güzel. Ak sütünü doya doya emzirse ana güzel. Yanaşıp yola girince kara erkek deve güzel. Sevgili kardeş güzel. Yan tarafta, ev yanında dikilse gelin odası güzel, uzunca çadır ipi güzel. Oğul güzel. Hiç birine benzemedi cümle alemleri yaratan Allah Tanrı güzel.’ şeklinde sözlerle gerçek İslami akideye yer vermesi ve öğütlemesi bugünün Türk Dünyası için bir başka değerdir.