GAMA, Vasco da hakkında bilgigama, vasco da nedir nasıl çalışır kimdir GAMA, VASCO DA kimdir nedir nerededir

GAMA, Vasco da

GAMA, Vasco da hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, gama, vasco da hakkında bilgi.

Portekizli denizci ve kaşif. Hindistan’a deniz yolu ile giden ilk Avrupalı. Gama 1450’te, Portekiz’in küçük bir kasabası olan Sines’te doğdu. Köklü bir ailenin çocuğuydu. Daha küçük yaştayken denizciliğe merak sarmış ve kendisini ona göre yetiştirmiştir. 1487 senesinde Portekiz Kralı Manuel tarafından Hindistan’a deniz yoluyla ulaşmakla görevlendirildi. Gama ancak 1497 yılında Lizbon şehrinden 4 gemi ve 160 denizci ile Hindistan’a doğru yola çıkabildi. Daha önceki denizciler gibi kıyıdan gitmek yerine okyanusa açılarak güneye ilerledi ve daha sonra 22 Kasım 1497’de Ümit Burnundan geçti. Seyahati esnasında Müslüman klavuzlar yol gösteriyordu. Meşhur Müslüman coğrafyacı İbn-i Macid baş klavuz idi. Ümit Burnunda fırtına yüzünden gemiler beklerken denizciler isyan ettiler ise de Gama, bu isyanı kolayca bastırdı ve yoluna devam etti. 20 Mayıs 1498’de Batı Hindistan’da Malabar sahilindeki Colicut şehrine ulaştı. Gama’nın Hindistan’a deniz yoluyla ulaşması Hindli tüccarlar tarafından hiç hoş karşılanmadı. Çünkü onların kendilerine rakib olarak ilerde ortaya çıkacaklarını biliyorlardı. Bu bakımdan tüccarların tehdidiyle karşılaştı. Gama, Ağustos 1498’de baharat yüküyle geldiği yoldan geri döndü ve Eylül 1499’da Lizbon’a ulaştı. Yolculuk ve diğer sebeplerden dolayı hırpalanmış ve bitkin bir haldeydi. Portekizliler Gama’yı büyük bir törenle karşıladılar ve kral ona asalet ünvanı verdi. 1502 senesinde ikinci defa Hindistan’a gitmek için 15 gemi ile yola çıkan Gama, bu seferinde amiral rütbesindeydi. Uzun bir yolculuktan sonra Hindistan’ın Kalküta limanına vardı. Kalküta şehir halkının direnmesi üzerine şehri vahşi bir şekilde bombaladı. Daha sonra Kochin ve Kannanore şehirlerinde ticaret karargahları kurdu ve 1503 senesinde Lizbon’a zengin bir yükle döndü. İlk seferinde olduğu gibi gene törenle karşılandı. Kendisine yeni ünvanlar verildi. Gama, 1524 senesinde üçüncü seyahati için yola çıktı fakat geri dönmeye fırsat bulamadan Hindistan’ın Koçhin şehrinde öldü. GAMBİA DEVLETİN ADI Gambia Cumhuriyeti BAŞŞEHRİ Banjul NÜFUSU 921.000 YÜZÖLÇÜMÜ 10.689 km2 RESMİ DİLİ İngilizce DİNİ % 85 İslamiyet, % 8 Hıristiyan PARA BİRİMİ Dalasi Afrika kıtasının en küçük devleti. Kuzey, güney ve doğudan Senegal, batıdan ise Atlas Okyanusu ile çevrilidir. Batı-doğu doğrultusunda dar ve uzun bir yapıya sahiptir. Tarihi Afrika’nın bu en küçük ülkesi olan Gambia, sömürgeci Avrupalıların istilasından önce, Sudan ve Mali krallıklarına ait bir bölgeydi. Bu sebepdendir ki, ülkeye gelip yerleşmiş olan halkın ekseriyetini Mali’de krallık kuran Mandingolar teşkil etmektedir. On beşinci asırdan başlayarak sömürgeci Avrupalılardan Portekizliler, Hollandalılar, İngilizler ve Fransızlar dalgalar halinde gelerek ülkeyi sömürme yollarını aradılar. Özellikle altın bulmak için gelen sömürgeciler ümit ettiklerini bulamayınca tabii zenginlikler yerine esir ticareti yapmaya başladılar. Küçük bir ülkede birçok devlet arasında menfaat çatışmaları başladı. Bu çatışmalar, 1738’de yapılan Versailles Antlaşması ile, ülkenin İngilizlere bırakılması neticesi son buldu. 1888 senesinde tam manasıyla bir İngiliz sömürgesi olan Gambia, 1965’te bağımsızlığını kazandıktan sonra, önce meşruti krallık rejimi ile yönetilmeye başlandı. 1970 senesinde ise ülkede idari rejim olarak Cumhuriyet kabul edildi. Fiziki Yapı Ülke, Gambia Irmağının yatağı boyunca iki tarafta azami genişliği 50 km’ye varan bir şerit halinde uzanır. Batıdan doğuya doğru yükselme arzeden, fakat ortalama yüksekliği fazla olmayan bir yapıya sahiptir. Ülkenin batı-doğu doğrultusunda uzunluğu, yaklaşık 464 kilometredir. Ülke toprakları Gambia ırmağının taşması sebebiyle sel tehlikesine daima maruzdur. Bunun yanında ülkenin en önemli ırmağı olan Gambia’nın kenarlarında, bütün yatak boyunca bataklıklar, en sık görülen manzaralardır. Bu bataklıklar arasında yer alan verimli, fakat sel baskınlarına maruz olan ovalara ’banto faros’ adı verilir. Nehirden kuzey ve güney istikametlerinde banto faros adı verilen ovalardan sonra kumlu topraklara sahip alçak platolar yer alır. İklim ve Bitki Örtüsü Sıcak ve nemli bir iklime sahiptir. Yaz ayları ülkenin yağışlı geçen mevsimidir. Kasımdan mayıs ayına kadar olan kış mevsimleri umumiyetle yağışsız ve serin geçmektedir. Bu mevsimde sahradan ince toz tabakalarını ülkeye taşıyan rüzgarlar da etkilidir. Yağış ortalaması senelik 1000 mm’yi bulurken, sıcaklık ortalaması ise 16-43°C arasındadır. Tabii Kaynakları Tabii kaynaklar bakımından çok fakir bir ülke olan Gambia’da, özellikle kıyı bölgesindeki palmiye ağaçları, plajlarının süsü olarak nitelendirilir. Önemli bir derecede kıymete sahib olmayan ormanlık bölgelerin yanında, madenler bakımından da tam bir yoksulluk söz konusudur. Yabani hayvanlar bakımından pek fazla çeşide sahib olmamakla beraber, nehir civarında krokodil ve su aygırları, iç kısımlarda ise oldukça bol miktarda maymun yaşamaktadır. Afrika kıtasına ait olan diğer hayvan çeşitlerine hemen hemen hiç rastlanmaz. Nüfus ve Sosyal Hayat Yaklaşık 921.000 olan nüfusun büyük bir kısmını Mandingo ve Volaf zenci kabileleri meydana getirir. Halk umumiyetle ziraat ve hayvancılıkla uğraşırlar. Ülkede ticaret ile uğraşanlar umumiyetle İngiliz, Suriyeli ve Lübnanlı azınlıklardır. Nüfusun % 10’u şehirlerde yaşamaktadır. Başşehir olan Banjul ise, ülkenin en önemli şehridir. Bu şehir Gambia Irmağının bir haliç halinde Atlas Okyanusuna döküldüğü yerde kurulmuş olup, büyük transatlantiklerin dahi yanaşmasına müsait bir liman şehridir. Müslümanlar nüfusun % 85 gibi bir ekseriyetini teşkil ederler. Bundan sonra çoğunluk sırasına göre Katolik, Protestan ve çok az miktarda Putperest vardır. İlköğretim parasız olmasına rağmen, okur-yazar oranı toplam nüfusa göre % 15 gibi çok düşük bir seviyededir. Gambia Nehri ulaşıma müsait ve ülke için yeterli olduğundan demiryoluna ihtiyaç duyulmamıştır. Karayollarının ise gelişmiş olduğu söylenemez. Bunun yanısıra mevcut karayollarının hemen hemen hepsi iklim şartlarından ve tabiat hadiselerinden etkilenmektedir. Ekonomi Ekonomisi ziraate dayanır. Ekilebilen arazilerin % 90’dan fazlasında yerfıstığı ekimi yapılır. Bundan başka pirinç, darı ve mısır da ekilen ürünler arasındadır. Hayvancılıkta, besi hayvanlarının yanısıra, kümes hayvanları da beslenmektedir. Balıkçılık hemen hemen her üründe olduğu gibi, ancak yurt içinde tüketimi yapılan bir ekonomi dalıdır. Madenlere sahib olmadığı için işletmeciliğinden de söz etmek mümkün değildir. Ziraat, hayvancılık ve balıkçılığı modernize etme çalışmaları mevcuttur. Sanayisi yoktur. Küçük imalathaneler, besin ve ziraat ürünleri üzerine olup, bunları fabrikalar haline getirme çalışmaları, son senelerde önem arz etmektedir. Ticaretini umumiyetle İngiltere, İtalya, Japonya ve Portekiz ile yapmaktadır. Yerfıstığı, deri, balmumu ve kurutulmuş balık ihraç edip; yiyecek, dokuma ve makina ithal eder. Kumlu, palmiye ağaçlarıyla süslü plajları, son senelerde Gambia’yı önemli bir turizm merkezi haline getirmiş ve ülke ekonomisinde turizm gelirinin önemli bir yer tutmasına sebeb olmuştur. GANA DEVLETİN ADI Gana Cumhuriyeti BAŞŞEHRİ Akra NÜFUSU 15.500.000 YÜZÖLÇÜMÜ 238.533 km2 RESMİ DİLİ İngilizce DİNİ % 63 Hıristiyan, % 16 İslamiyet, % 20 Animist (Putperest totem dini) PARA BİRİMİ Yeni Cedi Batı Afrika’da Atlas Okyanusu kıyısında, aşağı yukarı dikdörtgen şeklinde bir memleket. Gana’nın; güneyinde Gine Körfezi, kuzeyinde Yukarı Volta, doğusunda Togo, batısında Fildişi Sahili ve Yukarı Volta yer alır. Eski İngiliz sömürgeleri, Altın Sahili ve Togoland’ın yerlerinde kurulmuş bir Cumhuriyettir. Altın Sahili ve Togoland, 6 Mart 1957 tarihinde birleşerek, bağımsız Gana Devletini meydana getirdiler. Yani devlet ismini, eski bir Batı Afrika krallığından almıştır. Tarihi 1600 senesine kadar Batı Afrika’daki politik ve ekonomik kuvvet, Sahranın güneyinde ve Batı Sudan’daki büyük devletlerin elindeydi. Bu devletler daimi olarak genişleme temayülü içindeydiler. Gana’nın içinde bulunduğu topraklar, bu devletlerden oldukça uzakta olmasına rağmen, onların dolaylı tesirinden kurtulamadı. On üçüncü asırdan itibaren Sudanlı tüccarlar, yeni pazarlar elde etmek için, güneye doğru yayılmaya başladılar. Bunun sonucunda Gana’nın bulunduğu topraklar ile Sudan arasında iki büyük ticaret yolu meydana getirildi. Gana’nın bulunduğu topraklardaki ilk devletler, 13. asırda kurulan, zamanımızdaki ülkenin ormanlarının kuzeyinde bulunan Bono, Gonja, Banda kabilelerinin kurduklarıdır. Ülkenin kuzey bölümünde, kuzey batılı işgalcilerin kurduğu devlette Dagomba ve Mamprusi kabileleri yer alıyordu. Bu zamanda Nijerya’dan gelen gruplar da ülkenin güney doğusunda yerleşmişlerdi. On beşinci asırda, altına susamış Portekizli işgalcilerin, Batı Afrika ile Avrupa arasında deniz yolu bağlantısı kurmaları sonucu, bölgede hayat şartları değişmeye ve huzursuzluk artmaya başladı. Altın Sahiline 1471 senesinde giren Portekizliler, bölgedeki altının bolluğunun farkına varmışlar ve bunu tekellerine almak için kıyıda birçok büyük taş kaleler inşa etmişlerdir. On altıncı asırda Portekiz tekeli, Fransız, İngiliz ve Hollandalı sömürgeciler tarafından bozuldu. Daha sonra bütün kaleler Hollandalıların eline geçti. Fakat onlar da İngiliz ve Danimarkalılarla karşı karşıya kaldılar. On sekizinci asırda kıyıda bu üç devletin sahib olduğu 40 kale kurulmuştu. On yedinci asırda, Amerika kıtasındaki geniş talep sonucu, Avrupalılar vahşetlerini, buradaki savunmasız yerlileri esir yapıp satarak, teşhir ettiler. Esir ticaretine rağmen bölge batılıların ana altın kaynağı olma özelliğini korudu. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Altın Sahilinde ticaret yapan bütün Avrupa ülkeleri, esir ticaretini yasaklamışdı. Esir tüccarlığının kısmen kalkması ve yerli kabilelerin mücadelelerinin sonucunda, önce Danimarkalılar (1850), sonra da Hollandalılar (1872) tarihlerinde bölgeden çekildiler ve İngilizleri Altın Sahilinde yalnız bıraktılar. 1874 tarihinde İngilizler bölgedeki Ashanti kabilelerinin de topraklarını işgal ederek Altın Sahilini bir İngiliz Kolonisi ilan ettiler. İngilizlerin uyguladıkları zayıf politika sonucu Ashanti kuvvet olarak tekrar ortaya çıktı. Altın madenleri için daha çok emniyet ihtiyacı ve bölgede Fransız ve Alman faaliyetleri, İngilizleri daha faal bir politika takip ettirmeye zorladı. 1886’da İngilizler, Ashanti kabilesini tekrar işgal ettiler. 1901 tarihinde sömürge oldu. Yirminci asırda Altın Sahilinin ekonomisi, orman çiftçilerinin kakao yetiştirmedeki başarıları sonucu, hızla gelişmeye başladı. Bunun sonucunda yeni demiryolları, yeni okullar ve hastahaneler ve Tokoradi limanı inşa edildi. 1925 tarihine kadar memleket, İngiliz valisinin yönetimi altındaydı. 1925 tarihinden sonra yasama meclisine yerli üyeler de seçilmeye başlandı. 1946 tarihinde ise meclis azalarının çoğunluğu Afrikalıydı. 1950’lerin sonuna doğru ise Altın Sahilinde, halkın kendi kendisini yönetmesi için kampanya açıldı, gösteriler yapıldı, isyanlar çıktı. Bunların sonucunda 10 Ocak 1951 senesinde yeni bir anayasa ilan edildi ve halk dış işleri, savunma, adalet ve mali konular dışında söz sahibi oldu. 1951 senesinde yapılan seçimler sonucunda ABD’de eğitim görmüş genç bir sosyalist olan Kuvame Nkrumah başkanlığındaki Halk Kongresinin partisi iktidara geldi. 1957 tarihinde Altın Sahili devleti, şimdiki Gana Devletini meydana getirerek, Birleşmiş Milletler Teşkilatının ve İngiliz Milletler Cemiyetinin üyesi oldu. Aynı sene İngiliz Togoland’ı halkının isteği ile Gana ile birleşti. 1960 senesinde, Gana bir Cumhuriyet ve Nkrumah da hayat boyu devlet başkanı oldu. Halk Kongresi Partisi memleketin tek partisi haline geldi. Devlet Başkanı Nkrumah, Pan-Afrikanizm ve bağlantısız fikirleri benimseyen bir lider olarak meşhur oldu. Bunun yanında Afrika sosyalizmi gibi fikirleri sonucu Amerika dahil birçok ülkeyle arası açıldı. Kendisine birçok başarısız suikast teşebbüsleri yapıldı. Sonra soldan ve sağdan tevkifler olunca idare daha sertleşti. 1966 senesinin Şubat ayında Nkrumah, Çin ziyaretindeyken, ordu ve polis işbirliğinde askeri darbe yapıldı. Mili Kurtuluş Konseyi kuruldu. Konsey yeni bir anayasa hazırladı. Buna göre, devlet başkanının yürütme selahiyeti olmayacak, yeni meclis 140 üyeli olacaktı. Yeni kurulan partilerden bir seçim sonucu, Kofi Busia’nın başkanlığındaki İlerici Parti iktidara geldi. Nkrumah’ın en büyük düşmanı olan Busia, başbakan oldu. 1971’de kakao fiyatlarının milletlerarası piyasada tekrar düşmesi iktisadi kriz doğurdu. 1972 senesinin Ocak ayında Albay Ignatius Acheampong’un önderliğinde yeni bir askeri darbe yapıldı. Parlamento ve partiler feshedildi. Rüşvetin yaygınlaşması ve halktaki hoşnutsuzluklar neticesi 1978’de o da istifa etti. 4 Haziran 1979’da tekrar hükümet darbesi oldu. Yönetimi ele geçiren genç bir hava subayı J.Rawlings, eski darbeci Ignatius’u kurşuna dizdirdi. 24 Eylül 1979’da parlamenter demokrasiye dönüldü. Yapılan seçimleri Nkrumah’ın Halk Partisi kazandı. İktisadi durum yine kötüye gitti. Enflasyon % 100’ün üzerine tırmandı. J.Rawlings tekrar ihtilal yaparak, bütün yetkileri elinde topladı ve Geçici Milli Savunma Konseyi kurdu. Birisi 7 Mart 1984’te olmak üzere, bundan sonra J.Rawlings’e karşı iki başarısız darbe teşebbüsünde bulunuldu. Bugün hala yönetim Geçici Milli Savunma Konseyi başkanı J.Rawlings’in elindedir. Fiziki Yapı Gana’nın, Gine Körfezinde, doğu-batı istikametinde, 530 km uzunluğunda olan bir kıyısı vardır. Ülke kabaca bir dikdörtgen şeklindedir. Ülkede başlıca iki plato vardır. Bunlardan birisi Togo-Akwapim Tepeleri, kuzeydoğu-güneybatı istikametinde uzanır. Azami yükseklik 900 metredir. İkincisi ise Ashanti- Kwhau Tepeleri olup, kuzeybatı-güneydoğu istikametindedir. Azami yükseklik 600 metredir. Gana’nın en büyük nehri Volta’dır. Volta ve kolları (Beyaz Volta, Kara Volta, Oti ve Daka), Açanti ve Kwahu platolarının güney ve batısında kalan topraklar dışında Gana’nın bütün topraklarını sularlar. Togo Akwapim Tepeleri ve deniz arasında Akra Ovaları yer alır. Gana dünyanın en büyük sun’i gölüne sahiptir. Volta Nehri üzerinde 1965 senesinde yapılan baraj gölü, yaklaşık 10.000 km2lik bir sahayı kaplamakta olup, uzunluğu 400 km civarındadır. Başka önemli bir göle sahip değildir. İklim ve Bitki Örtüsü Gana iki büyük rüzgarın etkisindedir. Atlas Okyanusundan esen serin ve nemli muson rüzgarları ile ülkenin kuzeyinde bulunan büyük Sahra’dan esen kuru, sıcak ve toz taşıyan harmattan rüzgarları, bu ülke iklimine tesir eden rüzgarlardır. Bu rüzgarlar, Gine üzerinde karşılaşırlar. Bir hava akımının diğerine üstünlük sağladığı zamanlara göre mevsimleri kurak veya yağışlı geçer. Sıcaklık ortalamalarında kıyı kesimlerle iç kesimler arasında bariz farklılık göze çarpmaz. Kıyı kesimlerinde 26°C olan senelik sıcaklık ortalaması, iç kesimlerde 29°C civarında olur. Sıcaklığın en yüksek olduğu mevsim şubat ve nisan ayları arasıdır. Senelik yağış ortalaması bölgelere göre 1000 milimetre ile 2000 milimetre arasında değişmektedir. Güneybatı bölgelerinde iki metreye yaklaşan yağış ortalaması, Kumasi’de 1500 mm, Navrongo’da ise 1000 mm civarındadır. Ülkenin güneybatısı yağış ortalamasının en yüksek olduğu bölge olmasına rağmen, güneydoğu kesimi yarı kurak bir iklime sahiptir. Yağış miktarı 0,8 metredir. Tabii Kaynakları Gana’nın dar kıyı şeridinde, bodur çalılıklar, çayırlıklar ve yer yer görülen bataklık bitkileri, özellikle sedir ağaçları hakim bitki örtüsüdür. Dar kıyı şeridinden sonra gelen Kwahu yaylası iri gövdeli ve kerestesi makbul ağaçlarla (Baobab Afrika maunu, sapel gibi ağaçlar) dolu tropikal ormanlarla, ülkenin en kuzey kısımları ise kurak savan alanları ile kaplıdır. Madenler bakımından oldukça zengindir. Avrupalıların buraları sömürge yapmak için cezbeden madenler, bu özelliklerini halen muhafaza etmektedir. Altın, elmas, boksit, manganez, demir, nikel, grafit, ilmenit ve granit önemli madenlerdir. Senede 27 ton altın üretimi ile dünyada 5. sırada yer alır, 250.000 ton manganez üretimi ile de dünyada dördüncüdür. Ülkede bulunan yabani hayvanlar, bütün Afrika ülkelerinde olduğu gibidir. Eskiden bol olan hayvan türleri, günümüzde balta girmemiş ormanlar ve tabiiliğini muhafaza eden bölgelerin azalması sebebiyle eskiye nisbetle azalmıştır. Pekçok kuş türlerinin yanısıra, sürüngenler, çeşitli türlerde bol miktarda maymunlar, antiloplar, leoparlar, yaban sığırları ve Afrika filleri, geniş tropik ormanların verdiği zenginliği adeta süslemektedir. Uyku hastalığına sebeb olan çeçe sineklerinin çokluğu, büyükbaş hayvanların azalmasına sebeb olmaktadır. Koyun, keçi ve tavuk oldukça fazladır. Nüfus ve Sosyal Hayat 15.500.000 civarında nüfusa sahib olan Gana’da, bu nüfusu başlıca yedi etnik grup meydana getirmektedir. Bunlar Asanti, Bronlar, Fantiler, Galar, Eweler, Dagomlar ve Marpursilerdir. Bu grupların herbiri kendi dilini konuşur. Resmi dil İngilizcedir. Çoğunluk bu dili kullanır. Son yıllardaki şehirleşme, grupların karışmalarını sağlamıştır. Kabilelerin nüfus dağılımı: Asanti ve Fanti kabile mensupları % 44, Ewe, Ganya, Dogambo, Mamprusi ve Fulbe kabile mensupları % 56’dır. Kişi başına düşen milli gelir 400 dolar civarındadır. Dinlerine göre nüfus dağılımı: Hıristiyanlar % 63, Müslüman % 16, ilkel dinlere bağlı olanlar % 21’i teşkil etmektedir. Başlıca şehirleri: Akra (Accra): Ülkenin başşehri olan Akra’nın nüfusu bir milyondur. Afrika’nın en modern şehirlerindendir. Akra, Gana’nın ticaret, sanayi ve kültür merkezidir. Kumasi: Ülkenin ikinci büyük şehridir. Orman içindeki bu şehrin nüfusu 949.113’tür. Sekondi-Takoradi: Ülkenin üçüncü büyük şehridir. Nüfusu 103.653’tür. Sekondi ve Takoradi şehirlerinin birleşmesiyle meydana gelmiş, Pra Nehrinin ağzında kurulmuştur. Eğitim İlk ve orta dereceli okullarda eğitim mecburi ve parasızdır. Üç üniversitesi ve birçok yüksek okulu vardır. Okur-yazar oranı % 53,2’dir. Kültür: On dokuzuncu asırdan beri İngilizlerin idaresinde olması sebebiyle, iktisadi hayatında, kültüründe, örf ve adetlerinde İngilizlerin tesirleri açıkça görülmektedir. Resmi dili ve öğretim dili İngilizcedir. Bütün yayınlar İngilizcedir. Sanatta da Avrupa tesiri görülmektedir. Kadınların çoğu geleneksel elbiselerini, erkekler ise umumiyetle batı tipi elbise giyerler. Müslümanlık hızla yayılmaktadır. Siyasi Hayat 1957’de bağımsızlığını kazanan ve 1960’da Cumhuriyet ilan edilen Gana’da siyasi istikrar bir türlü temin edilemedi. Son olarak 1979’da kurulan Üçüncü Cumhuriyet de askeri bir darbeyle devrildi. Bugün yönetim, Geçici Milli Savunma Konseyi başkanı J. Rawlings’in elindedir. Ekonomi Yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından zengin olan Gana, siyasi istikrar sağlanamadığından ekonomik yönden yeteri kadar kalkınamamıştır. Tarım: Gana, dünyanın en büyük kakao üreticisidir. Yaklaşık dünya kakao üretimi içerisindeki payı üçte birdir. Yıllık üretim üç milyon tona yakındır. Bu yüzden kakao fiyatlarının düşmesi zaman zaman kritik siyasi sonuçlar doğurmuştur. Kakao tarımı ülkenin hemen hemen her yerinde; fakat küçük işletmeler halinde yapılır. Ayrıca kauçuk, kahve, hububat, hindistancevizi, palmiye yağı, muz ve fındıkgillerden birçok ürün yetiştirilir. Ormanlarında kerestelik çok ağaç bulunur. Ormanların kuzeyinde, hintelması, yerfıstığı, mısır, pirinç yetiştirilir. Köylerin çoğunda meyve ağaçları, sebze çiftlikleri yer almaktadır. Kakaodan sonra en önemli ihraç maddesi kauçuk, kahve ve hindistancevizi içidir. Hayvancılık: Çok sayıda bulunan çeçe sineği, ülkenin güneyinde sığır çiftliklerinin kurulmasına mani olmaktadır. Bu durumda, kuzeyde Akra Vadisinde sığır yetiştirilmekte ve güney taraftaki pazarlarda satılmaktadır. Koyun, keçi ve kümes hayvanları ülkenin her tarafında yetiştirilir. Şimdi bol miktarda yumurta ve tavuk eti ihraç eder duruma gelmiştir. Nehir ve deniz sahillerinde önemli miktarda balıkçılık yapılmaktadır. Sanayi: Deri sanayii, mücevher işlemesi, giyim sanayi, demircilik ve çömlekçilik, mobilya ve kontrplak imalathaneleri, sabun, çuval, lastik fabrikaları petrol rafinerisi vardır. Sebze ve balık konserveciliği, kayık malzeme yapımı sanayi, kereste imalatı, elbise, meşrubat, büsküvi, sigara, kibrit, mobilya ve briket sanayii başlıca sanayi dallarıdır. Ticaret: İç ticaret daha ziyade mahalli bölgeler arasında yapılır. İthalatın % 85’ini dayanıklı gıda maddeleri teşkil etmekte olup, bunun çoğu Avrupa’dan gelmektedir. İhraç ürünlerinin başında kakao gelmekte ve ihracatın % 70’ini teşkil etmektedir. Akra bölgesinde elmas ticareti çok önemlidir. Ancak bu elmas ve altın ticareti halen İngilizlerin elindedir. Diğer madenler arasında manganez önemlidir. Gana, ticaretini ve nakliyesini deniz yoluyla yapmaktadır ve bu nakliyeyi de yabancı gemilerle yerine getirmektedir. Akra ve Kumasi önemli ulaşım merkezleridir. Ulaşım: 28.300 km’lik kara yolunun, ancak 7500 km’si asfalttır. 1350 km’lik demiryoluna sahiptir. Nehir ve deniz ulaştırmacılığı da yapılmaktadır. Ülkedeki dört hava alanının en moderni olan Akra hava alanı, Amerikalı ve Avrupalı mimarların hazırladıkları çok modern tesislere sahiptir.