GANDHİ, Mahatma hakkında bilgigandhi, mahatma nedir nasıl çalışır kimdir GANDHİ, MAHATMA kimdir nedir nerededir

GANDHİ, Mahatma

GANDHİ, Mahatma hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, gandhi, mahatma hakkında bilgi.

Hindistan’ın büyük milli lideri. Mahatma Mübarek lakabı ile tanınır. Batı Hindistan’da Kathiavvar yarımadasının Porbandar şehrinde 1869’da doğdu. Ticaretle uğraşan tanınmış bir Ortodoks aileye mensuptu. Babası soylu bir ailedendi. Aynı zamanda Porbandar şehrinin başpapazı olan babası, Gandhi’ye disiplinli bir ilk tahsil temin etmiş ve 13 yaşında evlendirmişti. Gandhi 18 yaşında Londra’ya tahsil için gitti. İngiltere’de zamanını İncil ve diğer din kitapları ile bazı tanınmış batı felsefecilerinin eserlerini okuyarak geçirdi. Gandhi’nin fikirlerinde bu felsefecilerin tesirleri görülür. Hindistan’a döndüğü zaman, Bombay’da avukatlığa başladı, ancak bir Hindistan firmasında çalışmak üzere Güney Afrika’ya gönderildi. Orada başarılı bir meslek hayatı olmasına rağmen, Güney Afrika’daki beyaz azınlığın, bölgedeki yerli Güney Afrikalılara ve Hindlilere uyguladıkları fena muamele ve ırk ayrımı, onun bölgedeki Hind toplumunun sosyal ve siyasi haklara kavuşmaları için mücadeleye başlamasına sebeb oldu. Gandhi kendisini Hind milletine adadı. Hindlilerin hakkını korumak için şiddete başvurmaksızın Güney Afrika hükümetine karşı mücadeleye girişti. Bunun sonucunda birçok defa tevkif edildi, işkenceye maruz kaldı. Fakat bunlar onu yıldırmadı. Güney Afrika’da yerli Afrikalılarla batılı beyazlar arasında ırk ayrımı yapan İngiliz ve Hollanda siyasetinin çok büyük bir düşmanıydı. Gayretlerinin sonucunda 1914’te Güney Afrika Birliği hükumeti, Gandhi ile Hind toplumunun haklarını arttıran bir anlaşma imzalamaya mecbur edildi. Daha sonra kendisine çok para getiren işinden ayrılarak mücadele için tekrar 1915’te Hindistan’a döndü. 96 Gandhi, Hindistan’da siyasete atıldı. Güney Afrika’daki ününe rağmen burada şiddete baş vurmaksızın uyguladığı fikirleri radikal Hindliler tarafından önce tutulmadı. Ahmedabad şehrinde yerleşerek Hind halkına kendi kendini yönetme fikrini aşılamaya başladı. Jalianvalla Bagh katliamının, şahıs haklarını kısıtlayan yeni kanunları ve İngilizlerin Pencap eyaletinde alacağı bazı şiddet tedbirlerini duyunca, bütün arkadaşlarının devlet hizmetinden çekilmesini ve sessiz bir mücadele, pasif bir direnişe geçmelerini sağladı. Çıplak vücuduna bir beyaz bez sarıp, yanında bulunan keçinin sütü ile geçinerek pasif direnişi sürdürdü. İngilizler ona önce güldüler. Ancak zamanla idealine candan inanan ve memleketi için her şeyi fedaya hazır olan bu adamın, böyle sessiz mücadelesinde bütün Hindistan’ı arkasından sürüklediğini hayret ve dehşetle gördüler. Gandhi 1922’de hapse atıldı. 1924’te de bir ameliyatı müteakip serbest bırakıldı. Aynı yıl ’Bütün Hindistan Milli Kongresi’nin başkanı seçildi. Bunu takib eden yıllarda sık sık hapsedildi. Ölümüne kadar Hindistan’ın tartışmasız milli lideri sıfatını korudu. Babası ve kendisinin servetini bu yolda harcadı. Bu arada İngilizlerin yaptığı pekçok baskılara karşı durdu. 1931’de toplanan Londra Yuvarlak Masa Konferansı başarısızlıkla dağıldığında, Hindistan’a döndü ve yeni bir pasif direniş organize etti. İkinci Dünya Savaşı esnasında Hindistan’ın bağımsızlığı garanti edildiği için, İngiltere’nin desteklenmesine karşı durdu. Bu sırada teklif edilen bazı çözümleri reddetti. Tam bağımsızlıkta ısrar etti. Bağımsızlık yolundaki savaşı sırasında Hindistan’da bulunan sınıf farklarına karşı çıktı. Aynı zamanda azınlıkların haklarına saygılı olmayı savundu. Dinlerin insanlar üzerindeki etkisini çok iyi anlayan Gandhi, İslam dinini ve Kur’an-ı kerimi dikkatle incelemiş ve Müslümanlığa hayran olmuştu. Bu hususta şöyle demiştir: ’Müslümanlar en azametli ve muzaffer günlerinde bile mutaassıb olmamıştır. İslamiyet, dünyayı yaratana ve onun eserine hayran olmayı emretmektedir. Batı, korkunç bir karanlık içindeyken, doğuda parlayan göz kamaştırıcı İslam yıldızı, azap çeken dünyaya ışık, sulh ve rahatlık vermiştir. İslam dini yalancı bir din değildir. Hindlilerin bu dini saygı ile incelediklerinde onlar da benim gibi İslamiyeti seveceklerdir. Ben, İslam dininin peygamberinin ve O’nun yakınında bulunanların nasıl yaşadıklarını bildiren kitapları okudum. Bunlar beni o kadar ilgilendirdi ki, kitaplar bittiği zaman bunlardan daha fazla olmamasına üzüldüm. Ben şu kanaate vardım ki; İslamiyetin çok süratle yayılması, kılıç sebebiyle olmamıştır. Aksine her şeyden evvel sadeliği, mantıki olması ve Peygamberinin büyük tevazuu (alçak gönüllülüğü) daima sözünü tutması, yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz sadakati sebebiyle İslam dini birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir.