JACKSON, Andrew hakkında bilgijackson, andrew nedir nasıl çalışır kimdir JACKSON, ANDREW kimdir nedir nerededir

JACKSON, Andrew

JACKSON, Andrew hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, jackson, andrew hakkında bilgi.

Amerikalı asker, devlet adamı ve ABD’nin yedinci başkanı. Old Hickory (İhtiyar Ceviz) lakabıyla da bilinir. 15 Mart 1767’de Güney Carolina’nın Waxhaw şehrinde doğdu. Eğitim, öğretim imkanları sınırlı bir bölgede dünyaya gelen Jackson, 13 yaşındayken bölgenin İngilizler tarafından işgal edilmesi sebebiyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. 1781’de işgalcilerce tutuklanarak hapsedildi. Savaşın sonuna doğru annesi ve iki kardeşi öldü. Bu olaylar, Jackson’ın zihninde İngiltere’ye karşı hayat boyu sürecek bir düşmanlığın yerleşmesine sebep oldu. Amerikan Bağımsızlık Savaşının sona ermesinden sonra Kuzey Carolina eyaletinde hukuk öğrenimi gördü. 1787’de eyalet barosuna üye oldu. Ertesi yıl Kuzey Carolina batı bölgesi savcısı olarak Cumberland’e gitti. Apalaş Dağlarının batısında kalan bu bölge kısa bir müddet sonra Tennessee eyaleti oldu. 1796’da Tennessee eyaletinin seçtiği ilk temsilci olarak Temsilciler Meclisine girdi. 1797’de ABD Senatosuna seçildi. Daha sonra bu vazifeden istifa ederek eyaletin üst mahkemesinde yargıç olarak vazife aldı. 1802’de tümgeneral rütbesiyle Tennessee milis kuvvetlerine katılmış olan Jackson, 1804’te üst mahkemedeki yargıçlık vazifesinden ayrıldı. Haziran 1812’de İngiltere’yle savaş çıkınca Jackson ve idaresindeki milis kuvvetleri, İngilizlerle ittifak kuran ve ABD’nin sınırlarını tehdit eden Creek Kızılderililerine karşı savaşmakla vazifelendirildi. Jackson, 1813-14 senelerinde beş ay kadar süren savaş sonunda kızılderilileri yenilgiye uğrattı. O sırada İspanya’nın sömürgesi durumunda olan Florida’yı 7 Kasım 1814’te işgal etti. 8 Ocak 1815’te İngilizlere karşı New Orleans’ta büyük bir zafer kazandı. New Orleans ve Florida ABD sınırlarına katıldı. Jackson, 1824’te ABD başkanı olmak için seçimlere katıldı. Ancak seçimi kaybetti. 1828’de yapılan başkanlık seçimini kazanarak ABD’nin yedinci başkanı oldu. Jackson askerliği sırasındaki tutumunu, başkanlığı sırasında da sürdürdü. Bazan iradesini ve kararlılığını uzlaşmaz bir tutumla ortaya koyması sebebiyle muhalifleri tarafından ’Kral I. Andrew’ adıyla anıldı. Federal yönetimde spoils system (ganimet sistemi) uygulamasını başlattı. Bürokratların beşte biri vazifelerinden alındı. Yerlerine Jackson yanlıları getirildi. ABD’yi liberal kapitalizme yönelten Jackson, vergi sisteminde değişiklikler yaptı. 1832’de yapılan ABD başkanlık seçimini yeniden kazanan Jackson, doğudaki Kızılderilileri Mississippi’nin batısına yerleştirmeye yönelik bir siyaset izledi. Başkanlık makamının saygınlığını arttırıp, Amerikan demokrasisine yeni bir canlılık kazandırdıysa da ekonomik yönden bir takım sıkıntılar onun zamanında ortaya çıktı. Fakat asıl bunalım 4 Mart 1837’de Jackson’un desteklediği aday Martin Van Buren’in başkan seçilmesinden sonra ortaya çıktı. Jackson, aktif siyasi hayattan ayrılarak Ermitage’daki evine çekildi. Fakat siyasetle olan yakın alakasını sürdürdü. Van Buren onun çizdiği programları uygulamaya devam etti. Bu sebeple 1825-1840 dönemi ’Jackson Çağı’ olarak anıldı. Hayatının son senelerinin hemen hemen tamamını yatalak olarak geçirdi. Başkanlık dönemi ABD tarihinin önemli dönüm noktalarından birini teşkil eden Jackson Andrew, 8 Haziran 1845’te ABD’nin Tennessee eyaletinde Nashville yakınlarındaki Hermitage’de öldü. JAGUAR (Felis onca=Panthera jaguarius onca); Alm. Jaguar (m), Fr. Jaguar (m), İng. Jaguar. Familyası: Kedigiller (Felidae). Yaşadığı yerler: Güney ve Orta Amerika’nın bataklık ve sazlık ormanlarında. Özellikleri: Etçil bir memeli. Tarçın renkli postu halka şeklinde siyah beneklerle süslüdür. Beneklerin ortasında siyah noktalar bulunur. İyi yüzücü ve ağaçlara tırmanıcıdır. Ömrü: 20 yıl kadar. Çeşitleri: 12 alt türü vardır. Kedigiller ailesinden, Güney ve Orta Amerika’nın sık ve bataklık ormanlarında yaşayan etçil bir memeli. 180-220 cm boyunda, 90 cm yükseklikte, 60-120 kg ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu 75 santimetreye varır. Kısa ve parlak tüylü postu, sırt tarafta kahverengi ve sarımtrak olup, kara çemberler biçiminde beneklerle kaplıdır. Karın kısmı ise açık beyazdır. Amazon Vadisinde yaşayan siyah jaguarlar da vardı. Bunların benekleri ancak aydınlıkta görülebilir. Jaguar, leopara çok benzer. İkisinde de deri siyah halkalı beneklerle kaplıdır. Fakat jaguarın bu beneklerinin ortasında siyah bir veya bir kaç nokta bulunur. Ayrıca, jaguar yalnız Amerika kıtasında yaşar. Çene ve pençeleri çok kuvvetli olan jaguar, sabırlı ve kurnaz bir avcıdır. Gündüzleri dinlenip akşam karanlığında genellikle su kenarlarında avlanır. Su üstüne uzanan dallara yatar, su içmeye gelen hayvanları saatlerce pusu kurarak bekler. İyi yüzücü olduğundan avını su içinde de takip eder. Su içinde tapir, alligator ve timsahları avladığı gibi, ağaçlarda daldan dala atlayarak maymunları da avlar. İnsan dahil çeşitli memelilerle beslenen korkunç, yırtıcı bir hayvandır. Öldürdüğü avını bir yere taşıyıp yer. Artanını da yumuşak toprağa gömerek saklar. Kayalık yerlerde ise meydana bırakır. Balık ve leş de yiyecekleri arasındadır. Üreme mevsimi dışında yalnız dolaşmayı sever. Genellikle haziran ayında çiftleşir. Dişisi 110 gün kadar sonra gözleri kapalı 2-3 yavru doğurur. Yavrular 2-3 yıl içinde erginleşirler. Bunları küçükken evcilleştirmek mümkünse de, büyüyünce insanlar için çok tehlikeli olurlar. JAMAİKA DEVLETİN ADI Jamaika YÜZÖLÇÜMÜ 10.991 km2 NÜFUSU 2.445.000 BAŞŞEHRİ Kingston RESMİ DİLİ İngilizce DİNİ Hıristiyanlık PARA BIRIMI Jamaika Doları Karaib Denizinde Küba’nın 150 km güneyinde bir ada devleti. Adanın uzunluğu 240 km genişliği ise 80 kilometredir. Tarihi Jamaika Adasının 1494 yılında Kristof Kolomb tarafından bulunduğu ileri sürülmektedir. Daha sonraları buraya yerleşen İspanyollar, adanın yerlileri olan Arawakların bir kısmını öldürdüler, bir kısmını da adadan sürdüler. Yerlilerin yerine çiftliklerinde çalıştırmak için Afrika’dan birçok köle getirdiler. Ada 1655 yılından sonra İngiliz hakimiyetine girdi. İspanyollar Afrika’dan getirdikleri köleleri silahlandırarak serbest bırakınca bu köleler dağlara çıktılar. Maronlar ismini alan bu köleler, zaman zaman İngilizlere saldırarak, çiftlikleri yağma ediyorlardı. Bu çatışmalar sırasında ada bir korsan yatağı haline gelmişti. 1670 yılından sonra İngilizler bunlarla mücadeleye girdi. 1692 yılında vuku bulan şiddetli zelzele adada büyük hasara sebep oldu. Devam eden İngiliz-Marron çatışmaları sonunda Marronlar, İngilizlerden 1738’de bazı haklar elde ettiler. Jamaika 1866’dan 1953’e kadar İngiltere’nin büyük kolonilerinden biri olarak kaldı. 1953’te iç işlerinde bağımsızlığını kazandı. 1962 yılında da tam bağımsızlığını kazanan Jamaika, sembolik olarak İngiliz Milletler topluluğuna bağlıdır. Fiziki Yapı Çok dağlık bir yapıya sahib olan Jamaika’nın doğusunda Mavi Dağlar üzerinde 2250 metreyi bulan yüksek yerleri vardır. Bu dağların her iki yanında yer alan kalker yaylası adanın üçte ikisini kaplar. Akarsuların denize döküldüğü yer ile dağlar arasında verimli ovalar bulunur. Dağlardan gelen akarsular sayısız çağlayanlarla pek güzel manzaralar meydana getirir. İklim İklim yükseklere çıkıldıkça değişiklik gösterir. Deniz seviyesinde tropikal, yükseklerde yağışlı bir iklim hüküm sürer. Kıyı bölgelerinde sıcaklık 21-32°C arasında değişirken, yükseklerde 4-7°C arasındadır. Yağış miktarı kuzey bölgelerde 2550 mm iken, güneyde 1015 mm’ye düşer. Adada sık sık meydana gelen kasırgalar büyük zararlara sebep olur. Tabii Kaynaklar Bitki örtüsü ve hayvanlar: Ada bitki örtüsünü, ekvator ormanları, savanlar ve kaktüsler meydana getirir. Ülkede yaşayan yabani hayvanlar arasında papağan, kolibri ve ilgi çeken kelebekler bulunur. Adada memeli hayvanlara rastlanmaz. Madenler: Jamaika’da dünyanın en büyük boksit kaynaklarından biri bulunmaktadır. Nüfus ve Sosyal Hayat 11 Jamaika’nın nüfusu 2.445.000’dir. Halkın % 77’si siyah, % 19’u melez, geriye kalan % 4’ü ise Avrupalı, Hindli ve Çinlidir. Halkın büyük kısmı köylerde yaşamakta ise de, nüfusun beşte biri başşehirde bulunmaktadır. Diğer yerleşim merkezleri ise Montego Bay ve Spaniseh City’dir. Jamaika halkının büyük kısmı Hıristiyandır. Halkın % 76’sı Protestan, % 8’i Katolik, geri kalan kısmı ise diğer dinlere mensuptur. Ülkede resmi dil İngilizce ise de, İngilizce ile Afrikalıların konuştuğu dilin karışımı olan bir lisan kullanılmaktadır. Eğitim: İlk öğretim belirli bölgelerde mecburi ve ücretsizdir. Okur-yazar oranı % 86’dır. Başşehirde altı fakülte, bir üniversite vardır. Siyasi Hayat Jamaika parlamenter demokratik bir rejimle yönetilir. Parlamentosu millet meclisinden ve senatodan meydana gelir. 60 üyeli meclisi halk seçer. Senato üyelerinin ise, 13’ünü başbakan tavsiyesi ile İngiliz kraliçesini temsil eden genel vali, 8’ini muhalefet partileri seçer. Ekonomi Jamaika bağımsızlığını kazandıktan sonra ekonomisini geliştirmek için çeşitli yasalar çıkarmış, yerli ve yabancı yatırım sahiblerine büyük kolaylıklar sağlamıştır. Ekonomisi tarıma ve turizme dayalıdır. Tarım: Halkın büyük kısmı tarım sektöründe çalışmaktadır. Ekilen topraklar, ülke topraklarının % 37’sini meydana getirir. Ülkede çok çeşitli tarım ürünleri yetiştirilmektedir. Önemli tarım ürünleri şeker kamışı, muz, kakao, kahve, turunçgiller ve baharattır. Ayrıca pirinç, mısır, patates ve pamuk da ekilir. Patates ve fasulye halkın başlıca besin kaynağıdır. Sanayi: Jamaika bağımsızlığını kazandıktan sonra sanayi de gelişme göstermiştir. Ülkede şeker, süt tozu, ayakkabı, teyp, elektronik araçlar, televizyon, lastik ve dokuma fabrikaları vardır. Ayrıca çıkan boksitin bir bölümünü işleyerek alüminyum haline dönüştüren fabrikalar vardır. Ticaret: İhraç ettiği ürünlerden boksit, alüminyum, tropikal ziraat ürünleri başta gelir. İthal ettiği ürünler arasında ise işlenmiş maddeler, makinalar, besin maddeleri ve taşıtlar önemli yer tutar. Ticaret yaptığı ülkeler arasında Amerika, İngiltere ve Kanada ön sırayı alır. Ülkenin önemli bir gelir kaynağı da turizmdir. Jamaika’nın tabii güzellikleri çok miktarda turist çekmektedir. Ulaşım: Jamaika’nın karayolları uzunluğu 12.360 km, demir yollarının uzunluğu ise 330 km’dir. Tarifeli hava seferi yapılan altı havaalanı vardır. JANDARMA; Alm. Gendarmerie (f), Gendarm (m), Fr. Gendarmerie (f); gendarme (m), İng. Gendarmerie, gendarme. Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, gerektiğinde yurt savunmasına katılan silahlı askeri zabıta kuvveti. Bu kuvvette görev alan kimse de bu isimle anılır. Her türlü suçun işlenmesini önlemek, köy ve kırsal kesimde güvenliği sağlamak; şehirlerde polise yardımcı olmak; polis bulunmayan yerlerde polisin görevlerini yapmak; sınır, kıyı ve kara sularının muhafaza ve güvenliği ile gümrük bölgesinde kaçakçılığı men ve takip ve tahkik etmek jandarmanın temel vazifesidir. Ceza ve tevkif evlerinin dış güvenliğini sağlamak, harp esnasında bir kısım kuvvetleriyle yurt savunmasına katılmak da jandarmanın görevlerindendir. Bu görevleri sabit ve seyyar jandarma birlikleri yerine getirir. İdari ve lojistik bakımdan çeşitli kurumlar tarafından desteklenen bu kuvvetler uçak, helikopter ve deniz botları gibi modern araçlardan istifade ederler. ’Adalet mülkün temelidir.’ esasından hareket eden ecdadımız adaletten sapmamış, örf, adet ve geleneklerine bağlı kalmış, kanunların emrettiği şekilde huzur ve sükun içerisinde yaşamaya çalışmıştır. Eski Türklerde emniyet ve asayişin temini Göktrük Kitabeleri’nde yeralan’yarganlar’la sağlanırdı. Bu bizde modern jandarmanın ilk nüvelerini teşkil etmektedir. Tarih boyunca jandarma teşkilatında önemli gelişmeler olmuştur. 1071 yılından itibaren Anadolu’ya yerleşerek kalıcı devletler kuran Türk milleti, halkın huzur ve emniyetini temin maksadıyla, çok iyi techiz edilerek eğitilmiş kuvvetler teşkil etmiştir. Osmanlı Devleti döneminde kanun ve nizamların tetkikinde adaletin korunmasında ’subaşı’, daha sonra ’zaptiye’ denilen birliklerden istifade edilmiştir. On dokuzuncu yüzyıldaOsmanlı Devletinde görülen batılılaşma hareketi esnasında, bütün kuruluşlarda olduğu gibi zabıta teşkilatlarında da değişiklikler görüldü. Türk ordusunun ayrılmaz bir parçası olan jandarmanın kuruluşunda 14 Haziran 1839 tarihi esas alınmıştır. 1880’li yıllarda da İngiltere ve Fransa’dan getirilen subaylar tarafından eğitilen jandarma kuvvetleri, Umum Jandarma Daire-i Merkeziyesi adı ile bir teşkilat altında toplandı. 1904 senesinde Rumeli’de başlatılan teknik ve ıslahat hareketleri sırasında ilk defa Selanik’te Jandarma ZabitMektebi açıldı. Daha sonra bu mektep İstanbul’a nakledilerek, tedrisatını Yıldız’da sürdürdü. Milli Mücadelenin başladığı 1922 yılında okul Ankara’ya nakledildi. İki yıl sonra, Konya’ya taşınarak tedrisatını 1930 senesine kadar sürdürdü. 1930 yılında çıkartılan 1706 sayılı Jandarma Kanunu ile subay ihtiyaçları Harp Okulundan yetişen subaylardan sağlanmaya başlandı. 1935 yılından itibaren de Jandarma Sınıf Okulu açılarak, Polis Enstitüsü ile müşterek binada eğitim ve öğretimine devam etti. 10 Haziran 1930 tarihli ve 1706 sayılı kanuna göre düzenlenmiş olan bugünkü Jandarma Teşkilatının görevleri, genel olarak sulh ve harp zamanında olmak üzere ikiye ayrılır. Sulh zamanında vazifesi, kanunlara karşı olan fiil ve durumların ortaya çıkmasına mani olmak, işlenmiş suçların faillerini yakalamak ve asayişi temin etmektir. Jandarma harp zamanında ordu emrine girer. Bu sebeplerden dolayı, Jandarma Teşkilatı, emniyet ve asayiş işlerinde İçişleri Bakanlığına; eğitim, teçhizat ve komuta konularında ise Genel Kurmay Başkanlığı ile Milli Savunma Bakanlığına bağlıdır. Jandarmanın görev ve yetkileri 10 Mart 1983 tarih ve 2803 sayılı kanunda mülki, adli, askeri ve diğer görevleri olmak üzere dörde ayrılmıştır. Jandarma teşkilatında eğitim ve öğretim, Eğitim Birlikleri ve Okullar Komutanlığınca sağlanır. Okullar Komutanlığı; Subay Okulu, Astsubay Okulu ve Uzman Jandarma Okulundan oluşmaktadır. 1988 yılında 3466 sayılı kanunla Uzman Jandarma Kanunu çıkarılmıştır. Jandarma teşkilatının başında İçişleri Bakanlığı tarafından seçilen, Milli Savunma Bakanlığının muvafakatı ile Cumhurbaşkanının tayin ettiği kolordu ve ordu komutanı sıfat ve yetkilerine sahip Jandarma Genel Komutanı bulunur. Modern Türkiye’nin modern Jandarması, Türk milletinin milli menfaatlerini korumak ve milli hedeflerine varmak maksadıyla emniyet ve asayişi sağlayan en güçlü bir teşkilattır. JANDARMA Birlik ve adalet timsalidir adım Canımı, kanımı yurduma adadım Mazluma ulaşan bir kolum, kanadım Asırlardır asil ve şanlı yaşadım Kadifedir eli, anlıdır jandarma Çeliktendir kalbi, şanlıdır jandarma Dinle bak jandarma, bir sözüm var sana Hak yolda verilen bir özüm var sana Nazardan sakınan bir gözüm var sana Gecene şavk olan gündüzüm var sana Kadifedir eli, anlıdır jandarma Çeliktendir kalbi, şanlıdır jandarma JAPONYA DEVLETİN ADI Japonya YÜZÖLÇÜMÜ 377.800 km2 NÜFUSU 124.319.000 BAŞŞEHRİ Tokyo RESMİ DİLİ Japonca DİNİ Budizm PARA BİRİMİ Yen Pasifik Okyanusunda dört büyük, beş yüz orta büyüklükte ve üç bin küçük adadan meydana gelmiş bir devlet. Büyük adaların adları Hokkaido, Honşu, Kiyudiyu ve Sihoku’dur. Japonya’nın toplam uzunluğu 2400 km’dir. Tarihi Japonya’nın ilk sakinlerinin Doğu Asya ve Güney Pasifik adalarından gelen göçmenler olduğu sanılmaktadır. Japon halkının atalarının şimdi Yamato ırkı diye bilinen ve M.S. 3 ve 4. asırda savaşçı kabileler ve klanlar üzerine giderek üstünlük kuran aynı ırka ait insanlar olduğu zannedilmektedir. Dördüncü yüzyılın sonunda Japonya ve Kore Yarımadasındaki krallıklar arasında temas kurulmuştu. Bu tarihten sonra Japonya’da Çin’in kültür etkileri görüldü. Önce Konfüçyüs dini ve sonra Budizm, Hindistan, Çin, Kore yoluyla 538 yılında buraya girmişti. Ülkenin ilk ve devamlı hükumet merkezi 8. yüzyılın başında Nara’da kuruldu. 710 ile 784 yılları arasında 74 sene bu imparatorluk devam etti. 794 yılında ise Kyoto’da yeni bir hükumet merkezi kuruldu. Burası bin yıl kadar imparatorun oturduğu yer olmuştur. Başkentin Kyoto’ya taşınması, 1192 yılına kadar devam etmiş olan Heian devrinin başlangıcı olmuştur. 1185 yılında Danoura Savaşında Minamotolar rakip Taira Kralını yok ederek galip gelmişlerdir. Minemotoların iktidarı ele geçirmesi, Shogun denilen askeri liderler idaresi altında yedi asırlık bir feodal hakimiyet devrinin başlangıcı olmuştur. 1192 yılında Minamotolar hükumet merkezini Tokyo yakınındaki Kamakura’ya kurdular. 1213 yılında iktidar Minamotolardan, 1333 yılına kadar askeri yönetimi sürdüren Hogoların eline geçti. Bu dönemde Moğollar, 1274 ve 1281 yıllarında olmak üzere iki defa Kuzey Kyushu’ya saldırdılar. Her iki savaşta başarılı olamayan Moğollar, ayrıca meydana gelen tayfunların tesiri ile Japonya’dan çekildiler. 1333 ile 1338 yılları arasında görülen kısa süreli imparatorlukları, Ashikaga Takauji tarafından Kyoto’da Muromachi’de kurulan yeni bir askeri yönetim takip etti. Bu kurulan hükumet 1338’den 1578’e kadar iki yüz yıldan fazla bir süre devam etmiştir. On altıncı yüzyılda Avrupalılar Japonya topraklarına ayak bastılar. Bu arada misyonerler, Hıristiyanlığı burada yaymaya çalıştılar. Bunun üzerine Japon liderleri Hıristiyanlığın ve batı düşüncelerinin Japonya için zararlı olacağına inandıkları için Hollanda ve Çin tüccarı haric olmak üzere bütün yabancıların Japonya’ya girişini yasakladılar. İki buçuk yüzyıl süresince Hollandalı tüccarların bulunduğu bu küçük ada, Japonya ile dış dünya arasında tek temas noktası olmuştur. 1853 yılında Amerikalı Komodor Matthev C.Perry dört gemiden meydana gelen donanmasıyla Tokyo Körfezine girmiş, ertesi yıl tekrar Japonya’ya gelerek, Japonları kendi ülkesiyle bir dostluk anlaşması imzalamaya ikna etmiştir. Bu anlaşmayı, aynı yıl içinde Rusya, Büyük Britanya veHollanda ile imzalanan anlaşmalar takip etmiştir. Bu anlaşmalar dört yıl sonra ticaret anlaşmalarına dönüşmüştür. Tokogaua Shogunluğunun derebeylik sistemi 1867 yılında yıkılmasına kadar geçen on yıllık süre içinde büyük bir karışıklık hüküm sürmüş ve 1868 yılında Meigi döneminin tekrar teşkilatlanmasıyla bütün hakimiyet yeniden imparatorun eline geçmiştir. İmparator Meigi’nin idaresinde japonya, batıda gelişmesi yüzyıllar süren şeyleri kısa bir sürede başarmaya koyulmuş, modern sanayileri, politik kuruluşları ve modern bir toplum modeli ile modern bir millet meydana getirmiştir. Japonya 1894-1895 yıllarında Çinlilerle, 1904 ve 1905 yıllarında da Ruslarla savaşmıştır. Japonya her iki savaşı da kazanarak 1875’te Rusya’ya verdiği Sahalin Adalarını geri almış, Formosa ve Kore’yi ele geçirmiş ve Mançurya’da bazı çıkarlar elde etmişti. 1920 yılında Japonya, Anglo-Japon Birleşmesi kararları gereğince Birinci Dünya Harbine girmişti. 1937’de Japonya-Çin Savaşı başladı. Birinci Dünya Harbinde Almanlara karşı savaşan Japonya, 1939’da Almanya ve İtalya ile askeri bir ittifak kurdu ve 7 Aralık 1941’de Hawai Adalarına baskın yaparak Amerikan donanmasını yok etti. Savaşın ilk yıllarında üstün görünen Japonlar, sonraki yıllarda ağır kayıplara uğradılar. Amerikan uçaklarının 6 Ağustos 1945’te Hiroshima ve 9 Ağustosta Nagasaki’ye attıkları atom bombaları İkinci Dünya Savaşının neticesini belli etmişti. 14 Ağustos 1945’te kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul eden Japonya ile 2 Eylül 1945’te resmi teslim anlaşması imzalandı. Yedi yıl sonra, 1951 yılı Eylül ayında Japonya 48 devletle San Francisko’da Barış Antlaşmasını imzaladı. 1952 yılı Nisan ayında yürürlüğe giren bu anlaşma ile Japonya tekrar istiklalini kazandı. 1956 yılında ise Japonya 80. devlet olarak Birleşmiş milletlere tam üyeliğe kabul edilmiştir. Bağımsızlığını kazandıktan sonra büyük bir ekonomik gelişme ile bugünkü refah düzeyine ulaşmış ve teknik ve bilimde çok ileri gitmiş olan Japonya, hemen hemen bütün dünya pazarlarını ele geçirmiş bir devlettir. Liberaller İkinci Dünya Savaşından bu yana iktidardadır. 1926’da tahta geçen İmparator Hirohito, 7 Ocak 1989’da öldü. Yerine büyük oğlu Prens Akihito tahta geçti ve 1990 Kasım ayında taç giydi. Fiziki Yapı Japonya, Hokkoida, Honshu, Shikoku ve Kyushu isimli dört ana adadan ve sahil çizgisi açığında yüzlerce küçük adadan ibarettir. Japonya topraklarının % 80’i dağlıktır. Ülkede halen 60 faal, 165 sönmüş yanardağ bulunmaktadır. Ülkenin en meşhur dağı 3776 m yüksekliğindeki Fuji’dir. Bu dağ zarif görünüşü ve muhteşem güzelliği ile dünyaca meşhurdur. Ülkenin dörtte biri yanardağ döküntü ve külleriyle kaplıdır. Başlıca yanardağ bölgeleri Hokkaido, Honşu’nun kuzey ve orta kesimleriyle Kiyusiyu’nun güneyidir. Japonya’da çok miktarda akarsu bulunur. Bu akarsular uzunluğu kısa ve süratli akışa sahiptirler. Ayrıca bol miktarda krater gölleri vardır. En büyük gölü Biwa Gölüdür. Japonya’nın topografik görüntüsü, bazan çok güzel, bazan da çok korkunç manzaralarla doludur. Karlarla beslenen dağ gölleri, kayalık boğazlar ve gürültülü nehirler, sarp dağ zirveleri ve şahane şelaleler turistleri cezbeden dünyaca meşhur yerlerdir. Tabii Kaynaklar Bitki örtüsü ve hayvanlar: Japonya’nın tabii bitki örtüsü ile ormanlar, topraklarının % 70’ini teşkil etmektedir. Meşe, kafuru ve bambu ağaçlarından meydana gelen subtropikal ormanlar, güneyde yer alır. Bu kesimin kuzeyinde ise, geniş yapraklı ağaçlardan müteşekkil ormanlar vardır. Bu ormanlarda; huş, kayın, meşe, kavak ve akağaç vardır.