KAÇMA HIZI hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, kaçma hızı hakkında bilgi.
Bir parçanın, ana kütlenin çekim kuvvetinden kurtulabilmesi için gerekli olan minimum hız. Kaçma hızı, parabolik hız olarak da bilinir. Dünya atmosferinin dağılmamasının sebebi, atmosfer içindeki gaz moleküllerinin ortalama hızlarının, dünya için gerekli olan kaçma hızından düşük olmasıdır. Bir roketin dünyadan ayrılarak diğer bir gezegene gitmesi veya güneş etrafında bir yörüngeye oturabilmesi için fırlatılırken kaçma hızına ulaşması lazımdır. ’m’ kütleli hareketli bir parçanın (gaz molekülü, roket) yarıçapı ’r’, yüzeyindeki çekim kuvveti ’g’ olan bir ana kütleden, bu çekimi yenerek ’h’ yüksekliğine ulaşabilmesi için gerekli olan ’v’ kaçma hızını kinetik enerji formülünden hesaplamak mümkündür: FORMÜLLER İÇİN BKZ. REHBER ANS. CİLDLERİ buradan: FORMÜLLER İÇİN BKZ. REHBER ANS. CİLDLERİ kaçma hızı formülüdür. Dünya için r= 6,38.106 m, g= 9,8 m/s2 olduğundan uzaya fırlatılacak cisim için h=oo D kabul edilirse bunun yanında ’r’ ihmal edilebilir bir büyüklük olmaktadır. Bu sebepten formülde ikinci kök içindeki oran yaklaşık olarak 1 alınabilmektedir. Buradan kaçma hızı V= 11,2.103 m/s olarak hesaplanır. Güneş sistemindeki bazı gezegenler için kaçma hızları: Gezegen: Kaçma Hızı (km/s): Merkür 3,8 Venüs 10,4 Mars 5,1 Satürn 36,7 Üranus 22 Neptün 24 Dünya 11,2 KADASTRO; Alm. Kataster (m), Fr. Cadastre (m), İng. Cadastre; land legistry. Yüzey ve engebeleri inceleme, yükseltileri hesaplama metodu. Dünya üzerindeki tabii ve yapma engebelerin harita ve planlarda belirtilmesi gayesiyle bu husus devlet tarafından tesbit edilmiştir. Kadastronun gayesi sağlam ve açık bir tapu sicili sistemi kurmaktır. Tarihi belgelerden anlaşıldığına göre kadastro ile ilgilenen ve bunu geliştiren eski Mısırlılardır. Mısır piramitlerin iri yapılması, kadastro tekniğinin uygulanması ile mümkün olmuştur. Bunun yanısıra Romalılarda da sınırları ve yeni şehirlerin kurulacağı yerleri belirtmek için veya yolların ve su kemerlerinin yapımında kadastro metodundan istifade edilmiştir. Osmanlı Devletinde tapu siciline ait kayıtlara Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında başlanmıştır. Bunlar 2320 cilt olarak Ankara’da ’kuyudat-ı kadime’ denilen eski kayıtlar mahzeninde saklanmaktadır. Tapu ile ilgili kanun hükmünde irade ve fermanlarla, tarifname ve talimatnameler olmuştur. 1858’de Arazi Kanunu çıkarılmıştır. Buna göre arazi beşe ayrılmıştır. 1) Mülki arazi, 2) Askeri arazi, 3) Vakıf arazi, 4) Kamu arazisi, 5) Ölü arazi. İlk kadastro çalışmaları Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinde başlamıştır ve halen kadastroculuk Türkiye’de uygulanmaktadır. Cumhuriyet döneminde 22 Nisan 1925 tarihli ve 658 sayılı kanunla Tapu Genel Müdürlüğü kuruldu. Aralık 1934’te 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahrir Kanunu’yla kasaba ve şehirlerde kadastro çalışmalarına başlandı. 1950 yılında ise, arazi kadastrosuna geçildi. 21 Haziran 1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’yla, kadastro işleri yeniden düzenlendi. Aynı kanunla halen var olan tek hakimli ’Kadastro İhtisas Mahkemeleri’ kuruldu (1991). 1949 yılında İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinde, Harita ve Kadastro Mühendisliği bölümü açıldı. Tapu ve kadastro işlerinde çalıştırılacak elemanları yetiştirmek üzere İstanbul’da Tapu ve Kadastro Mekteb-i Alisi kuruldu. Daha sonra kapatıldı. Yeniden Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne bağlı Ankara’da Tapu Kadastro Meslek Lisesi açıldı. Kadastroculuğun esası geometri kanunlarına dayandırılmıştır. Kadastroda, engebe belirleme işlemi basit bir çelik metreyle gerçekleştirilir. Buna ’Zincir Eğrisi Kadastroculuğu’ adı verilmektedir. ’Teodolit Çapraz Kadastroculuğu’ diye bilinen kadastroculuk ise uzaklıkların yanı sıra açıların da yeraçı ölçeri ölçümünü gerçekleştirmeye yarar. Yalnızca açıların ölçülmesine dayanan kadastroculuğa da ’Teodolit Arakesit Kadastroculuğu’ denir. Bir ev ve birkaç ağaçtan ibaret bir arazi parçasının yer ölçümü, tipik bir kadastroculuk uygulamasıdır. Kadastrocunun ilk yapacağı iş, arazinin köşelerine en yakın denetim noktalarını seçmektir. Mesela; arazi beş köşeli ise ABCD ve E ile belirlenen denetim noktaları seçilir. Her denetim noktalarının öteki denetim noktalarından görülebilir olması büyük kolaylık sağlar. Denetim noktaları arasındaki uzaklıklar çelik metreyle ölçülerek, ölçeğe göre plan çizilir. Buna ’Düşey Uzaklık Kadastroculuğu’ da denir. Arazi eğer dik eğilimliyse, ayrıntıları plana dökmek şüphesiz daha zor olur. Ölçülen uzunlukların, yatay uzaklıklara göre yeniden ayarlanması lazımdır. Bu durumda kadastro yapılan alanda düzey belirlemek için, dürbünlü düzeç ’mira’ adı verilen metre ve santimetre bölümlü cetveller de birlikte kullanılır. KADAVRA; Alm. Leichnam, Kadaver (m), Leiche (f), Fr. Cadavre (m), İng. Corpse. Ceset; diseksiyon (parçalara ayırmak, kesmek) için kullanılan cansız insan vücudu. Daha çok, hekimlik öğretiminde kullanılmak için hazırlanmış ceset manasındadır. Bir kadavra diseksiyonunun gayesi, insan vücudunun anatomisini (yapısını) öğrenmek isteyenlere yeterli bilgiyi sağlamaktır. Bu bilgiyi sağlamak için en uygun vasıta kadavradır. Yine de, cesette ölümün yaptığı değişiklikler ve cesedi korumak için kullanılan fiksatif sıvılar az veya çok organların normal görünümünü bozmaktadır. Ayrıca, organizmanın hayat boyunca geçirdiği hastalıkların yaptığı değişiklikler de cesedin normal anatomisi değerlendirilirken göz önünde tutulmalıdır. Bu yüzden kadavra diseksiyonunun patolojik anatomi (hastalıklarda meydana gelen yapı değişikliklerini inceleyen bilim dalı) ile olan ilgisi sonucu otopsi kavramı ortaya çıkmaktadır. Otopside, sebebi bulunamayan hastalıkları ve ölümleri aydınlatmak gayesi ile kadavralar incelenir. Kadavra hazırlanma safhası: Bir kadavra ölümden 1-2 saat sonra yapılacak bazı ön hazırlıklar sonucunda hazırlanabilir duruma getirilir. Ölümü takip eden bir iki saat içinde cesede şah damarı(Arteyia Carotis Communis) gibi büyük bir atardamardan kan miktarına eşit oluncaya kadar (2 lt su + 2 lt formol + 2 lt alkol) formol verilir. Formol kadavranın çabuk sertleşmesini sağlar. Bu işlemler sonunda kadavra özel olarak hazırlanmış % 10’luk formol havuzuna konur. Burada en az altı ay bekler ve bu işlemler sonucunda kadavra hazır duruma girer. Kadavra Türkiye’de ve dünyada, özellikle tıp eğitimi yapan fakültelerde anatomi dersinde eğitici gayelerle kullanılır. Organ ve doku alınması, saklanması ve nakli hakkındaki 2238 sayılı Kanunun bazı maddeleri: Madde: 1- Tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlarla organ ve doku alınması, saklanması ve nakli bu kanun hükümlerine tabidir. Madde: 5- On sekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınması yasaktır. Madde: 6- On sekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki şahit huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak, önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki şahit önünde sözlü olarak beyan edip, imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur. 22 Madde: 14- Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi ve yazılı bir vaziyetle belirtmemiş veya bu konudaki isteğini iki şahit huzurunda açıklamamış ise sırasıyla, ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin, bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ ve doku alınabilir. Aksine bir vasiyet veya beyan yoksa, kornea gibi ceset üzerinde bir değişiklik yapmayan dokular alınabilir. Ölü, sağlığında kendisinden ölümden sonra organ veya doku alınmasına karşı olduğunu belirtmişse organ ve doku alınamaz. Ek fıkra: Ayrıca vücudunu ölümden sonra inceleme ve araştırma faaliyetlerinde faydalanılmak üzere vasiyet edenlerle, yataklı tedavi kurumlarında ölen veya bunların morglarına getirilen ve kimsenin sahip çıkmadığı ve adli kovuşturma ile ilgisi olmayan cesetler, aksine bir vasiyet olmadığı takdirde 6 aya kadar muhafaza edilmek ve bilimsel araştırma için kullanılmak üzere ilgili yüksek öğretim kurumlarına verilebilirler... KADDAFİ (Bkz. Muammer Kaddafi) KADEM-İ ŞERİF (Bkz. Nakş-ı Kadem-i Şerif)