MAKARİOS-III (Başpiskopos) hakkında bilgimakarios-ııı (başpiskopos) nedir nasıl çalışır kimdir MAKARİOS-III (BAŞPİSKOPOS) kimdir nedir nerededir

MAKARİOS-III (Başpiskopos)

MAKARİOS-III (Başpiskopos) hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, makarios-ııı (başpiskopos) hakkında bilgi.

Kıbrıslı Rum din ve devlet adamı. Asıl adı Mihail Hristodolu Muskos’tur. Rumca ’kutsal’ manasına gelen Makarios ünvanıyla meşhur olmuştur. Fakir bir köylünün oğludur. 1913’te GüneyKıbrıs’taki Baf bölgesinde doğdu. İlköğrenimini doğum yerinde gördü. 13 yaşından itibaren dini tahsile yöneldi.Kıbrıs’ta, Atina Üniversitesinde teoloji öğrenimi gördü. 1946’da papaz olunca Rumca kutsal manasına gelen Makarios ünvanını aldı. Amerika’nın Boston Üniversitesinde teoloji öğrenimini sürdürdü. 1948’de Kition (Larnaka ve Limasol bölgeleri) piskoposluğuna tayin edildiği için, öğrenimini bitirmeden Kıbrıs’a döndü.Siyasetle de uğraşarak Kıbrıs’ı Yunanistan’a katma gayesi güden Enosis çalışmalarına önderlik etti. Bu çalışmaları sebebiyle dikkatleri üzerine çekerek Kıbrıs Başpiskoposu seçildi. Ekim 1950’de Makarios-III adını aldı. Adanın Yunanistan’a katılmasını gerçekleştireceğine yemin etti. Yunanlı Albay Grivas’la birlikte EOKA adlı gizli terör ve tedhiş teşkilatının kurulması için çalıştı. İngiltere’nin Kıbrıs’a özerklik veya Milletler Topluluğu üyesi statüsü verilmesi yolundaki tekliflerine ve Türkiye’nin adayı taksim etmek yolundaki isteklerine karşı çıktı. 1954’te Yunan Başbakanı Aleksandros Papagos ile görüşerek Enosis için Yunanistan’ın desteğini sağladı.Kısa bir müddet sonra EOKA Tedhiş Teşkilatı silahlı hareketlere başladı. Bu silahlı hareketleri perde arkasından idare ettiği ve ayaklanma kışkırtıcılığı yaptığı gerekçesiyle İngilizler tarafından Mart 1956’da Seyşel Adalarına sürgün edildi. Arkasından EOKA’nın silahlı eylemleri hızla tırmandı. Ertesi yıl Kıbrıs’a dönmemesi kaydıyla serbest bırakıldı ve Atina’ya yerleşti. Kıbrıs konusunun ele alındığı Birleşmiş Milletler toplantılarına Rum toplumu temsilcisi olarak katıldı. Türkiye’nin İngiltere ve Yunanistan ile birlikte taraf olduğu Zürich ve Londra görüşmelerinde de Kıbrıslı Rumları temsil etti ve yapılan antlaşmaları imzaladı. Şubat 1959’da Kıbrıs’a dönmesine izin verilenMakarios Enosis isteğinden vazgeçerek uzlaşmaya yanaştı. 13 Aralık 1959’da bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetinin cumhurbaşkanlığına seçildi. Yardımcılığına da Türk toplumundan Fazıl Küçük getirildi. Kısa bir müddet sonra anayasanın değiştirilmesini isteyen Makarios, anayasanın Türklerle ilgili hükümlerini yürürlükten kaldırmaya teşebbüs etti.Türk toplumu bu değişikliğe karşı çıktı. Kanlı Noel Olayları diye bilinen Aralık 1963’te Türklere karşı girişilen katliamda pekçokTürk hunharca katledildi. İki toplum arası açıldı. Türkiye’nin teminatçı devlet olarak askeri güç kullanması üzerine güç durumda kalan Makarios önceleri yalnızca Rum çıkarlarını savunurken daha sonra iki toplumlu Kıbrıs’tan bahsetmeye başladı. 1967’de Türk toplumunun merkezi idarenin yetkisi dışında kalan işleri yürütmek için teşkil ettiği Kıbrıs Türk Geçici İdaresiyle görüşmek zorunda kaldı.Toplumlararası anlaşmazlıklar sürerken Şubat 1968’de Rumlar tarafından ikinci defa cumhurbaşkanı seçildi. 1972’de bazı piskoposlar dini vazifelerini aksattığı gerekçesiyle cumhurbaşkanlığından ayrılmasını istediler. Fakat 1973’te üçüncü defa cumhurbaşkanı seçildi. Hemen Enosis ilan edilmesini isteyen Yunanistan’daki cuntayla arası bozuldu. Temmuz 1974’te Yunan subayları idaresindeki Rum Ulusal Muhafız Birliği bir darbeyle iktidara EOKA liderlerinden Nikos Sampson’u getirince, Makarios Kıbrıs’tan kaçarak Ağrotu (Akrotiri) İngiliz üssüne sığındı. Oradan da Malta’ya ve Londra’ya kaçtı. Aralık 1974’te Kıbrıs’a dönerek Kıbrıs Rum kesiminin liderliğini üstlendi. Üçüncü dünya ülkeleri liderleriyle görüşerek, onları büyük ölçüde kendi safına çekmeyi başardı. Kuzey KıbrısTürk Federe Devletinin kurulmasına şiddetle karşı çıkan Makarios, Türk Toplumunun lideri kahraman Rauf Denktaş’la Ocak 1977’de görüşmek zorunda kaldı. 3 Ağustos 1977’de Lefkoşe’de öldü. MAKAS; Alm. Schere (f); Schermaschine (f), Fr. Ciseaux (m.pl.), cisailles (f.pl.), İng. Scissors; shears. Kumaş, kağıt, bez, saç gibi maddeleri kesmek için kullanılan, perçinli bir eksen ile ortadan birbirine eklenen, kestirmek için biri diğerine yaklaştırılan, iki çelik bıçak parçası. İnşaatçılık sektöründe bir çatının kendi ağırlığı ile kar, rüzgar ve buna benzer yükleri taşıyabilmesini sağlayan ağaç ve demir kiriş sistemine, iki tren yolunun üçüncü bir tren yolu ile kesiştiği yere, tren katarlarının bir hattan diğer hatta geçmesini sağlamak için rayları açıp kapamaya yarayan otomatik cihazlara da makas adı verilir. Motorlu ve motorsuz vasıtaların tekerleklerinin iç tarafındaki iğ denen kısma yassı çelik levhalarının üstüste konarak meydana getirdikleri sistem de bu isimle anılır. Makas, çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Lambanın bulunmadığı, mumların aydınlatmada kullanıldığı devirlerde, yanan mum fitillerini kesip temizlemek için, mum şamdanlarının yanında üst kısımlarında kutu şeklinde hazneleri bulunan makaslar vardı. Osmanlılarda makasçılık, 15 ve 16. asırlarda bir sanat dalı olarak en yüksek seviyeye çıkmıştır. Makaslar ne kadar hafif olursa o kadar değerlidir. Bunun yanında makasın yapımında kullanılan çelik cinsi de çok mühimdir. Makasların yapılış ve kullanılış şekillerine göre çeşitleri ve biçimleri vardır: Kullanılmaları da değişiktir: Teneke, ince kağıt, saç, kumaş, bez gibi maddeleri kesmek için kullanılan makaslar tek elle kullanılır. Bahçıvanların otları ve buna benzer ağaçları aynı boyda kesmek için kullandıkları ağaç saplı makaslar ile, kalın saç levhaları, demir ve madeni telleri kesmede kullanılan makaslar, çift elle kullanılır. Bunlardan başka kartonculuk, ciltçilik ve konfeksiyonculukta büyük topları kesmek için kullanılan makaslar ise tezgah üzerinde oturtulmuş bir şekilde otomatik olarak kullanılır. Kullanılan başlıca makas çeşitleri: Kağıt makası, tırnak makası, terzi makası, bahçe makası, çit makası, bahçıvan makası, düğme makası, cep makası, dal makası, oya makası, mum makası, dikiş makası, bıyık makası, teneke makası, biçki makası, demir kesme makası ile bir de kumaşı tırtıllı şekilde kesmek için ağzı oyuk oyuk olan ’Sürfile’ makasıdır. MAKEDONYA DEVLETİN ADI Makedonya Cumhuriyeti BAŞŞEHRİ Üsküp NÜFUSU 2.050.000 YÜZÖLÇÜMÜ 25.713 km2 RESMİ DİLİ Makedonca RESMİ DİNİ Yok PARA BİRİMİ Denar Balkan Yarımadasında yer alan bir devlet. Güneyinde Yunanistan, doğusunda Bulgaristan, batısında Arnavutluk, kuzeyinde ise Yeni Yugoslavya yer alır. Tarihi Bölgede, bilinen ilk hakimiyeti, M.Ö. 725’lerde Argead Hanedanından, Birinci Perdikas kurdu. Makedonya Krallığını kuran bu hanedan, Yunan asıllı değildir. Krallık Sırbistan ve Trakya’da genişledi. Bölge, M.Ö. 513’ten 479’a kadar Perslerin işgalinde kaldı. Perslerin çekilmesiyle Makedonya Krallığının başşehri Pella oldu. Kral İkinci Amiktas, Üçüncü Fredikas, İkinci İskender devrindeki hanedanlık kavgalarında, kuzeyden Balkan kavimlerinin istilasına uğradı. M.Ö. 359’da İkinci Filip’in kral olmasıyla, devletin otoritesi kuvvetlendi. Hanedan kavgasına son verilip, istilacılar çıkartıldı. Sınırlar genişletildi. İkinci Filip’ten sonra yerine Büyük İskender (M.Ö. 334-323) kral oldu. Büyük İskender, Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye ve Mısır’ı alıp, Türkistan ve Hindistan’a girdi. Büyük İskender, kazandığı savaşlar sonunda ahlaksızlıklarda azıtıp, otuz üç yaşında sefaletle ölünce, M.Ö. 323’te Dördüncü İskender kral oldu. Onu Büyük İskender’in kumandanlarından Antigonos Kiklons öldürerek, Makedonya krallığına geçti. Antigonos Makedonya’da yeni hanedanın kurucusudur. Romalıların bölgeye hakim olmasına, Makedonya Krallığı karşı koymuşsa da, M.Ö. 172-168 yılları arasında üçüncü sefer sonunda yenildiler. Makedonya Roma İmparatorluğunun bir eyaleti haline getirildi. Avrupa’daki kavimler göçü esnasında ve sonrasında sık sık istilaya uğrayan Makedonya, miladdan sonra 6. yüzyılda Slavlaşmaya başladı. Dokuzuncu ve onuncu yüzyıllarda Bulgarlar bölgede kuvvet kazandı. Dördüncü Haçlı Seferinde 1204-1224 yılları arasında Makedonya’da Latin Krallığı kuruldu. 1230’larda Bulgarların, 1280’de de Sırpların hakimiyetine geçti. 97 Osmanlı Devleti, Anadolu’da kurulup, adalet üzere idare edilmesi sayesinde kısa zamanda genişleyip, 14. yüzyılda Avrupa kıtasına da hakim olmaya başladı. Osman Bey devrinde, Makedonya’ya ilk Osmanlı akını 1324 yılında yapıldı. Osmanlı Sultanlarından Birinci Murad Han devrinde, 26 Eylül 1371 Cirmen Zaferiyle Türklere Makedonya’nın kapıları açılarak, Balkanlardaki mukavemet kırıldı. 1371’den sonra başlatılan Makedonya fütühatı, 1373 yılına kadar tamamlandı. 1371’den 1877-1878 Osmanlı-Rus (Doksanüç) Harbine kadar fasılasız Osmanlı hakimiyetinde kalan Makedonya, 1878’de Rusların işgaline uğramışsa da, aynı yıl yapılan Berlin Antlaşmasıyla tekrar kurtarıldı. 1912- 1913 Balkan Harbi felaketinden sonra, Makedonya Osmanlı hakimiyetinden çıktı. Bölgedeki Türk ve Müslüman ahali Anadolu’ya göç etmek mecburiyetinde kalmasına rağmen, bölgede hala çok sayıda Türk-İslam nüfusu yaşamaktadır. 1371’den 1913 yılına kadar Osmanlı hakimiyetinde kalan Makedonya on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar sulh, sükun ve huzur devrini yaşadı. Bu devirde Makedonya’da sanat değeri yüksek mimari eserler inşa edildi. Ahalinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanması için pekçok müesseseler kuruldu. Sivil ve askeri okulların açılması ve çeşitli müesseselerin kurulmasıyla Makedonya’nın hayat ve kültür seviyesi yükseltildi. Bölgedeki Osmanlı eserlerinin çoğu haçlı, slav ve komünizm zihniyetleriyle tahrip edilmesine rağmen, geride kalanlar dahi o devrin şaheser abidelerindendir. Makedonya’nın Türklerin hakimiyetinden çıkması, 19. yüzyılda şiddetlenen Papalık ve Rusya’nın propagandası sebebiyledir. Bölge Osmanlıların elinden çıkmasıyla, toprak bütünlüğünü kaybetti. Önce Balkan devletleri arasında savaş meydanı haline gelen Makedonya, Birinci Dünya (1914-1918), İkinci Dünya (1939-1945) savaşlarında da aynı akibete uğradı. İkinci Dünya Savaşı sonunda, 1947’de Makedonya Bulgaristan, Yugoslavya ve Yunanistan arasında paylaşıldı. Yugoslavya sınırları içinde kalan Makedonya topraklarında, Yugoslavya’yı meydana getiren cumhuriyetlerden biri olan Makedonya Cumhuriyeti kuruldu. Makedonya Cumhuriyeti, Yugoslavya’nın parçalanması üzerine kurulan Yeni Yugoslavya’dan 1991’de yapılan referandum ile ayrıldı ve bağımsız bir devlet haline geldi. Birçok ülke Makedonya’yı tanırken, Yunanistan’ın itirazı ile Avrupa Devletleri tanımadı. Bunun nedeni ise yeni cumhuriyetin, Yunanistan’daki bir bölge ile aynı ismi taşıması idi. Yeni devletin isminin değiştirilmesi yönünde Yunanistan’ın istekleri hala devam etmektedir. Fiziki Yapı Makedonya, fiziki olarak, tektonik yer değiştirmelerin gençleştirdiği çok yaşlı yükseltilerle kaplı dağlık bir araziye sahiptir. Orta Vardar Vadisinin iki yakası boyunca uzanan Makedonya topraklarını 2000 metreyi geçen Sar Planina, Pelisten ve Osogova dağları engebelendirir. Ohri, Dorian ve Prespa göllerinin büyük bir bölümü ülke sınırları içinde kalır. En önemli akarsuları İncekara ve Vardar nehirleridir. İklim Ülke toprakları genelde engebeli araziden meydana geldiğinden kara iklimi hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları da soğuk geçer. Nüfus ve Sosyal Hayat Ülke nüfusu 2.050.000 olup, nüfus yoğunluğu 79’dur. Sınır belirlemeleri yüzünden halk önemli ölçüde yer değiştirmesinden dolayı yirmi sene süren göçlerden dolayı, nüfus hızla azalmıştır. Ülke nüfusu yeni yeni artmaya başlamıştır. Nüfusun % 53.9’u kentlerde, % 46.1’i kırsal kesimde yaşar. Karışık milletlerin yaşadığı ülkede nüfusun % 67’sini Makedon, % 19.8’ini Arnavut, % 4.5’ini Türk, % 2.3’ünü Sırp, % 2.3’ünü Çingene, % 2.1’ini Boşnak ve % 2’sini de diğer milletler meydana getirir. Halkın büyük kısmı Hıristiyandır. Ayrıca küçük bir Yahudi cemaati ile çok sayıda Müslüman vardır. Başlıca şehirleri, Üsküp, Tetova, Kumanova ve Bilda’dır. Ekonomi Makedonya ekonomisi tarım ve sanayiye dayalıdır. Ayrıca ormancılık, madencilik ekonomide önemli yer tutar. İyi bir şekilde sulanan ovalar Avrupa’nın adeta sebze ve meyve ambarıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, üzüm, mısır, patates, pamuk, tütün, haşhaş, susam, pirinç ve eriktir. Dağlık kesimlerde hayvancılık yaygın olarak yapılır. Koyun, sığır, domuz ve tavuk en çok beslenen hayvanlardır. Göllerde balıkçılık yapılır. Ülke topraklarında bulunan bakır, kurşun, çinko, kaolin, dolomit, jips, kireçtaşı, demir, gümüş çıkarılarak işlenir. Elektrik enerjisini, İncekarasu Irmağı üzerinde bulunan santrallerden sağlanır. Makedonya’da ulaşım daha çok karayolu ile sağlanır. Karayollarının uzunluğu 10.591 km’dir. ayrıca 693 km’lik bir demiryolu ile bir hava alanı vardır.