MAKİ (Lemur) hakkında bilgimaki (lemur) nedir nasıl çalışır kimdir MAKİ (LEMUR) kimdir nedir nerededir

MAKİ (Lemur)

MAKİ (Lemur) hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, maki (lemur) hakkında bilgi.

Alm. Maki, Fr. Lèmur, maki, İng. Lemur. Familyası: Makigiller (Lemuridae). Yaşadığı yerler: Madagaskar ve çevresindeki adaların sık ormanlarında. Özellikleri: Madagaskar ormanlarına mahsus uzun kuyruklu gececi hayvan. Çeşitleri: Cüce maki, kedi maki, kibar maki, mongos makisi, sporcu maki en meşhur türleridir. Makigiller familyasından, Madagaskar ve çevresindeki ormanlarda yaşayan, iri gözlü, uzun kuyruklu bazı memeli hayvanların genel adı. Maymunlar takımındandır. Gündüzleri ağaç dallarında dinlenir, gece faaliyet gösterir. Nebati ve hayvani gıdalarla beslenir. Uzun kuyruklu ve yumuşak tüylüdür. En küçük türleri fare büyüklüğündedir. Kedi makilerin gündüzleri besin aramak için yerde dolaştıkları olursa da, bu, sabah ve akşam serinliğinde olur. Hiçbir maki yerde yuva yapmaz. Ağaç kovukları veya ağaç dalları arasında yuva kurar. Kedi maki, hiçbir zaman yuva yapmaz. Yüksek ağaç dallarına sarılarak uyur. Makilerin en çok bilineni cüce makilerdir. Çoğu fare büyüklüğündedir. Genellikle 60 gr ağırlıktadırlar. Kuyruğu ile beraber 13 cm olanları vardır. Kırmızımtrak tüylüdürler. Bazı cüce makiler ağaç dalları arasında kuş yuvasına benzer yuva kurarlar. Bir kısmı ise ağaç kovuklarında barınırlar. Erkekler, üreme mevsimlerinin dışında yalnız yaşarlar. Dişiler 10-15 bireylik gruplar halinde bir arada bulunurlar. Ağustos ayına rastlayan çiftleşme dönemlerinde, erkekler yuvalarını paylaşırlar. İki aylık gebelik dönemi sonunda altı gram ağırlığında bir ila iki yavru doğururlar. Yavrular ortak yuvada büyütülür. Üç ila dört ay sonunda erginlerin boyuna ulaşırlar. Yıl sonunda da erginleşirler. Geceleri besin aramak için daldan dala ustaca sıçrarlar. En çok Güneybatı Madagaskar’da yaşarlar. Kedi makiler 35 cm uzunluktadır. Kuyrukları ise 40-50 cm’yi bulur. Gözlerinin ve ağızlarının etrafı siyahtır. Yerde gezinirken siyah-beyaz halkalı kuyruklarını yukarı kaldırırlar. Kedi miyavlamasına benzer sesler çıkarırlar. Çoğunlukla bitkisel besinlerle beslenirler. Ağaçtan ağaca rahatça sıçrarlar. Kulakları oldukça büyüktür. Madagaskar’ın güney kısımlarında boldur. Mayıs aylarında çiftleşirler. İlk zamanlar yavrularını göğüslerinde taşırlar. Yavru geliştikçe annenin sırtına çıkar. Mongos makileri kedi büyüklüğündedir. Gri kahverenkli tüylüdür. Gruplar halinde yaşarlar. Madagaskar’ın kuzeybatı kısımlarında barınırlar. 18 Parlak sarı gözlü makilerin 50 cm boyu ve 50 cm uzunluğa varan kuyruğu vardır. Boynunun çevresinde yakaya benzer kızıl renkli lekeden dolayı bunlara yakalı maki de denir. Postları siyah beyaz karışımıdır. Düz siyah ve beyaz türleri de vardır. İki ila üç yavru doğururlar. Dişi, postundan yolduğu tüylerle yuvasını döşer. Yavrusunu bazan ağzında taşır. Makilerin çoğu, gececi hayvanlardır. Gündüzleri yuvalarında veya ağaç dallarında uyuklayarak dinlenirler. MAKİNA; Alm. Maschine (f); apparat (m), Fr. Machine (f), İng. Machine. Enerjiyi işe veya başka cins enerjiye çeviren bir düzen. Bütün makinalar bir veya birden fazla mekanizmadan meydana gelir. Fizikte makina deyince, kaldıraç, eğik düzlem, vida, tekerlek, mil ve makara gibi basit makinalar hatırlanır. Bunlardaki genel prensipler bir araya getirilerek, kompleks enerji dönüşümleri yapan lokomotif, dikiş makinası, otomobil, uçak gibi gelişmiş makinalar ortaya çıkmıştır. Halk arasında ’otomobil’ manasında kullanılır. Makinalar, insan kadar eski olup, insan uzuvları, makina gibi düşünülebilir. Bunlar makinalar için orijinal modellerdir ve karmaşık yapılı makinalar da bunların geliştirilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Çok gelişmiş otomatik makinalar ve elektronik makinalar, kompüterler, görünüşte değil, fakat yaptıkları işlerde de insana çok benzerler. İlk insanlar da medeni idi, çeşitli makinalardan faydalanmışlardı. Adem aleyhisselam ve ona iman edenler şehirlerde yaşardı. Okuma, yazma bilirlerdi. Demircilik, iplik yapmak, kumaş dokumak, çiftçilik, ekmek yapmak gibi sanatları vardı. Altın üzerine para dahi basılmış, maden ocakları işletilip aletler yapılmıştı. Nuh aleyhisselamın gemisinin, ateş yanarak, kazanı kaynayarak buharla hareket ettiğini, Kur’an-ı kerim açıkça bildirmektedir. Şu halde Nuh aleyhisselam zamanında buharlı makina, dolayısıyla termodinamik biliniyordu. Bu ilmin detayı bugün ancak üniversitelerde okutulmaktadır. En eski, en önemli ve en yaygın olarak kullanılan basit makinalardan biri kaldıraçtır. Eski Mısır’da inşaat ve ziraat işlerinde kaldıracın kullanıldığı bilinmektedir. Ortaçağ Avrupasında fen duraklamış, gerilemiş ve eski bilgiler unutulmuşken, İslam aleminde yapılan çalışmaların ve yeni buluşların öğrenilmesiyle rönesans başladı. Beşinci Abbasi Halifesi Harun Reşid (v. 809), Fransa Kralı Büyük Şarlman’la mektuplaşırdı, ona bir duvar saati hediye göndermişti. Avrupalılar, saatin kendi kendine işlediğini görünce, içinde şeytan var, diyecek kadar cahildiler. Osmanlılar zamanında yazılan bir kitapta, su kuvveti ile çalışan torna tezgahı resmi vardır. İşte Müslümanların bu çalışmaları, teknikte günümüze kadar gelen bütün gelişmelerin temelini teşkil etmiştir. Makinaların geliştirilip mükemmelleştirilmesi, iki ayrı sahada daha kaydedilen gelişmelerle yakından ilgilidir. Bunlardan biri malzeme, diğeri de enerjidir. Malzeme sahasında demir, enerji sahasında ise kömür bir zamanlar başlıca kaynak iken, daha sonra çeşitli alaşımlar ve enerji kaynakları bulundu. Bu konularda bugün de büyük araştırmalar yapılmaktadır. Bir makinanın verimi, çıkan enerjinin (alınan enerji) giren enerjiye (verilen enerji) oranıdır. Makina bünyesindeki yüzeyler arasında her zaman mevcut olan sürtünme kuvetleri sebebiyle, makinalardan elde edilen enerji daima, makinaya verilen enerjiden daha azdır. FORMÜL VAR Yüksek bir verim, enerji kaybının az olması demektir. Düşük bir verim, sürtünme veya ısı enerjisi kayıplarının yüksek olduğunu gösterir. Bir buhar lokomotifi, aldığı enerjinin % 85 kadarını kaybedip, sadece % 15’lik bir verime ulaşabilirken, bir buhar türbininin verimi de % 35 kadardır. Lokomotifin bu büyük enerji kaybı, hareketli parçaların çok oluşundan dolayı sürtünme kayıplarının fazlalığından ve atmosfere atılan buharla giden ısı enerjisinden kaynaklanmaktadır. Halbuki buhar türbininden çıkan kullanılmış buharın ısı enerjisinden de faydalanılmaktadır. Makinanın basit bir kullanılışı, bir oto krikosunda olduğu gibi, az bir kuvvetle büyük bir kuvvet elde etmektir. Kuvvetler arasındaki oran, mekanik fayda olarak adlandırılır ve şöyle formüle edilir: FORMÜL VAR 1 Gerçek mekanik fayda, kuvvetlerin ölçülmesiyle bulunur. Teorik mekanik fayda ise, sürtünme kayıpları ihmal edildiğinden gerçek değeri vermez. Bir kaldıraçta (ABD) çubuğu, (F) destek noktası ile ikiye bölünmüş durumda. (B) noktasından tatbik edilen kuvvetin D noktasına kadar yer değiştirmesi ile, (A) noktasındaki yük (d) noktasına kaldırılıyor. Burada: FORMÜL VAR....2 Palanga, ağır bir cismi kaldırmak için tatbik edilen kuvveti, kat kat arttıran bir makinadır. Bir tek makara, yalnızca kuvvetin yönünü değiştirir ve teorik mekanik faydası 1’dir. Daha fazla makaralı palanga kullanarak bu avantaj arttırılabilir. İki makara kullanarak teorik mekanik fayda ikiye çıkar, yani tatbik edilen kuvvet, yükün yarısı kadardır. Fakat ipin çekilme mesafesi de, yükün kalktığı mesafenin iki katıdır. Makinalar çok çeşitli ve sınıflandırılmaları güçtür. Başlıca makinalar şöyle gruplandırılabilir: Su makinaları: Suya enerji veren makinalar (tulumba veya pompalar) ve sudan enerji alan makinalar (su türbinleri) olmak üzere iki kısma ayrılırlar. Su tulumbaları, suyun potansiyel ve kinetik enerjisini artırır. Böylece suyun uzak mesafelere nakli ve daha yüksek seviyelere çıkarılması sağlanır. Buharla çalışan makinalar: Bunlar da iki kısımdır. Buhar makinaları pistonlu olup, buharın iç enerjisi pistonu hareket ettirir. Buhar türbinlerinde ise buhar önce çarkları çevirir. Böylece buharın iç enerjisinden kinetik enerji elde edilir. Bu enerji ile iş yapılır. Gaz türbinleri: Buhar türbinlerine benzer. Enerji, buhar yerine yanan gazlardan elde edilir. İçten yanmalı motorlar: Bu makinalarda, bir yanma odasında yakılan gazlar, pistonu harekete geçirir. Pistonun gelip gitmesi, krank milinde dönme hareketine çevrilir. Döner pistonlu motorlar (Wankel motoru) da vardır. Benzin ve dizel motorları olarak başlıca iki gruba ayrılırlar. Tepkili motorlar: Etki-tepki prensibi ile çalışırlar. Atmosfer dışındaki hareketler ve aya seyahat, bu motorlarla mümkün olmuştur. Kompresörler: Hava veya başka gazlara enerji vererek onların basınçlarını yükseltirler. Vantilatörler ve aspiratörler: Havaya kinetik enerji veren makinalardır. Kaldırma makinaları: İnsan ve malzemeleri yükseğe kaldıran ve kısa mesafelere nakleden makinalardır. Asansörler vinçler ve kreynler bu gruba girer. Takım tezgahları: Malzemeye şekil veren makinalardır. Torna freze, planya gibi tezgahlar bunlardandır. Elektrik makinaları: Bunlar ya mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirirler (dinamo gibi) veya elektrik enerjisini mekanik enerjiye çevirirler (elektrik motorları) veyahut elektrik enerjisini değişik şekilde iletirler (konversitörler ve transformatörler). İletici makinalar: Bunlar bir enerjiyi başka cins bir enerjiye çevirmez. Belirli bir enerjiyi iletirler. Bu arada hız, kuvvet, yön unsurlarında değişiklik olur. Kayış kasnak ve dişli çarklar bunlardandır.