PARATİROİD BEZİ hakkında bilgiparatiroid bezi nedir nasıl çalışır kimdir PARATİROİD BEZİ kimdir nedir nerededir

PARATİROİD BEZİ

PARATİROİD BEZİ hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, paratiroid bezi hakkında bilgi.

Alm. Paratyprus (Nebenschilddrüse (f), Fr. Parathyroides (f.pl), İng. Parathyroid gland. Tiroid bezi (kalkansı bez) nin hemen arkasında yerleşmiş ikisi üstte ikisi altta yer alan toplam dört adet iç salgı bezi. Her bir paratiroid bezi yaklaşık olarak altı milimetre uzunluğunda üç milimetre genişliğinde ve iki milimetre kalınlığındadır. Bezler koyukahverenginde ve yağ görünümündedir. Paratiroid bezleri bazen normal yerlerinde değil de göğüs boşluğunda yerleşmiş olabilirler. İnsan paratiroid bezi iki cins hücre ihtiva eder. Bunlar esas hücreler ve oksifil hücrelerdir. Esas hücreler parathormonun çoğunu salgılarlar. Oksifil hücrelerin görevi tam belli değildir. Bunlar belki de hala bir miktar hormon salgılayan yaşlı esas hücrelerdir. Parathormon protein yapısında bir hormondur. Kandaki kalsiyum seviyesini yükseltici, fosfat seviyesini düşürücü yönde etkilidir. Böbreklerde kalsiyumun geri emilimini arttırır, sodyum, potasyum, amino asitler ve fosfatların atılımını arttırır. Bu tesir olmasa idi idrarla ortaya çıkacak devamlı bir kalsiyum kaybı sonunda kemikleri kalsiyumdan tamamen fakir bir hale getirecek ve iş görmelerini engelleyecekti. Parathormon barsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiklerden de kalsiyum serbestleşmesini idare etmektedir. Bu sayede kan kalsiyumunun miktarı 100 milimetrede 9-19 miligram arasında sabit tutulabilmektedir. Parathormonun D vitamini ile de yakından alakası söz konusudur. D vitamini azlığında parathormonun da etkisi azalmaktadır. Kandaki kalsiyum oranının çok cüz’i bir alçalışı bile paratiroid bezinde salgı artışına sebep olur. Kalsiyum, emzikli kadınlarda süt yapımında kullanıldığı için emzirme sırasında faaliyeti artan paratiroid bezleri ileri derecede büyürler. Öte yandan kan kalsiyumunun arttığı herhangi bir durum paratiroid bezlerinin çalışmalarının ve büyüklüklerinin azalmasına yol açmaktadır. Paratiroid bezi hastalıkları: Hipoparatiroidizm (bezlerin az çalışması): Burada paratiroid bezleri yeterli miktarda hormon salgılayamamaktadır. Bunun en çok görülen sebebi tiroid ameliyatları sırasında paratiroid bezlerinin büyük kısmının veya tamamının çıkarılmasıdır. Ayrıca bezlerin iltihap, kanser gibi sebeplerle harabiyetleri yahut doğuştan olmayışlarıdır. Hipoparatiroidizmde kan kalsiyumunun azalışı söz konusudur. Bu azalış normal değer olan 10 miligramdan (normali 8.5-10.5) 6-7 miligrama düşünce kasılmalarla seyreden tetaninin belirtileri ortaya çıkar. Sinirlilik, halsizlik, şahsiyet değişiklikleri, adale krampları, havaleler, hırıltılı solunum, çift görme, karın ağrıları, sık idrara çıkma söz konusudur. Deri kuru, tırnaklar incelmiş olup, kırılgan hal almışlardır. Katarakt da meydana gelebilir. Kolda tansiyon aletinin bandı sarılarak belli bir basınç uygulanması halinde elde kasılma meydana gelir. Hipoparatiroidinin tedavisinde parathormon kullanılmamaktadır. Çünkü hem pahalıdır hem de vücutta buna karşı antikorlar geliştiği için giderek etkisi azalmaktadır. Tedavide kalsiyum ve D vitamini kullanılmaktadır. Hiperparatiroidizm (bezlerin aşırı çalışması): Sebepleri arasında bezlerin iyi huylu tümörleri, kendiliklerinden büyümeleri yer alır. Bir de herhangi bir sebeple meydana gelen düşük seviyedeki kan kalsiyumunun uyarıcı etkisiyle aşırı miktarda parathormon salgılanabilir. Bunlarda kan kalsiyumunun artışı ile ilgili belirtiler ortaya çıkar. Susuzluk, bulantı, kusma, karıncalanma, kabızlık, kilo kaybı görülebilir. Bu hastalarda mide-duodenum ülserlerine çok rastlanmaktadır. Mafsal ve kemik ağrıları ile tekrarlayan böbrek taşları da bunlarda sık rastlanan rahatsızlıklardandır. Kemik filmleriyle kan ve idrar tahlilleri yol göstericidir. Primer hiperparatiroidinde, yani bezin kendisinde bozukluk olan durumda asıl tedavi şekli cerrahi müdahale ile büyümüş dokunun veya tümörün çıkarılmasıdır. Ameliyat edilemeyen hastalara bol hareket ve bol sıvı alımı tavsiye edilir. Kalsiyum muhtevası fazla olan gıdalar yasaklanır. PARATONER; Alm. Blitzableiter (m), Fr. Paratonnerre (m), İng. Lightning conductor, lightning rod. Mesken yerlerini, sanayi tesislerini, yıldırımdan koruyan, en kısa yoldan toprağa akmasını sağlayan cihaz. Yıldırım, toprakla bulut arasında elektrik yüklerinin süratli bir şekilde yer değişmesi olarak izah edilebilir. Bulut yükünün pozitif veya negatif olmasına, şimşeğin buluttan veya yerden kopmasına göre, dörde ayrılabilir: 1) Negatif inişli. 2) Negatif çıkışlı, 3) Pozitif inişli, 4) Pozitif çıkışlı. Bununla beraber, yıldırım darbelerinin % 90’ı negatif inişlidir. Bu 16 ülkenin uzmanları tarafından yapılan araştırmalar neticesinde belirlenmiştir. Her hangi bir bulutun potansiyeli belirli bir değere geldiğinde, (10 (kv/cm) yere bir elektron demeti fırlatır. Bu demet havada ışıklı bir iz meydana getirir. Bu birinci deşarja pilot deşarj veya ön deşarj denir. Ön deşarj 30-50 m’lik yolu 50.000 km/sn arasında değişen bir hızla kat eder. 30-100 µs (mikro saniye) süren bir aradan sonra ikinci bir ön deşarj birincinin yolunu takip eder ve yaklaşık olarak 50 m kadar uzunluğa erişir. Sonra bir üçüncü deşarj onu takiben bir dördüncü deşarj meydana gelir. Bu deşarjlar serisi, birbirini takip ederek devam eder. Her biri öncekinden daha uzun olduğundan şimşeğin ucu yere yaklaşmış olur. Ön deşarj ile toprak arasındaki elektrik alan, bu esnada artmaktadır. Bu alan, yeterli bir değere ulaştığında, toprağın herhangi bir noktasından pozitif yüklü bir demet fırlar ve ön deşarjla birleşmek üzere harekete geçer. Bu pozitif yüklü demetin boyu 150 m’yi bulabilir. Böylece meydana gelen iletken kanaldan büyük akım geçer. Buna ana deşarj; ana deşarjı takip eden ikinci dereceden deşarjlar ana deşarj tarafından iyonize edilmiş yolu takip eder. Yıldırım lokalizasyonu, toprak veya toprak civarı yükünün fazlalaştırılması elektrik alanının kuvvetlendirilmesi ve böylece ön deşarj ucunun istenen bir sivri uca çevrilmesidir. Yıldırım darbeleri havanın iletkenliğinin en fazla olduğu yerleri tercih ederler. Toprak civarında herhangi bir yerde havanın iyonlaşması, yıldırımın o noktaya düşmesini, diğer bir deyimle lokalize edilmesini sağlayan en önemli sebeptir. 1760 yılında Franklin ilk paratoneri tesis etti. Bu paratoner basit sivri uçlu bir demir çubuktan meydana gelmişti. Bu demir çubuğun ucu toprağa bağlanmıştır. Daha sonraları bu demir çubuk yerine platin kullanıldı. 1884’te Belçikalı fizikçi Melsens korunacak yeri Faraday kafesine aldı. Korunacak binanın yüzeyinde bir takım metalik hatlar (metalik şeritler) vardır. Bunlar birbirleri arasında bağlanmıştır. Bunların üst kısımlarında birer sivri uç bulunmakta, hepsi de topraklanmıştır. Bu koruma sisteminin emniyeti, metalik hatlardan meydana gelen kafesin ağları arasındaki gözlerin küçük olmasına bağlıdır. Bu gözler ne kadar küçük olursa, koruma emniyeti o kadar büyür. Bu durum her tesis için yeterli bir şekilde gerçekleşmemektedir. Fakat Faraday kafesiyle koruma pahalı bir emniyet sistemidir. Radyoaktif paratoner: M. Davzere ve Sazillar adlı ilim adamlarının çalışmalarından faydalanarak geliştirilmiştir. Yıldırımın meydana geldiği yerlerde havanın fazla şekilde iyonlaşmış olduğu belirlenmiştir. Bu sebepten tek bir çubuk kullanarak emniyetli bir paratoner yapmanın mümkün olduğunu göstermişlerdir. Bahsedilen çubuk, radyumla donatılarak etkisi, daha sonraları bir de hızlandırıcı sistem eklenerek paratonerin verimi arttırılmıştır. Gelişmelerle az miktarda radyumla, bol miktarda iyonizasyon sağlandı. Radyoaktif paratonerleri, Franklin prensibinden faydalanılarak geliştirilmiş, maksad; yıldırımı her hangi bir istenen noktaya ve sonra onu toprağa boşaltmak için yapılmıştır. Prensipteki bu benzerlik, çalışma prensibinde değişmektedir. Franklin paratoneri az miktarda iyon yapmakta, halbuki radyoaktif paratoner çok miktarda iyon yaymaktadır. Misal olarak bir miligram (mg) radyumun saniyede 2,8x1013 çift iyon yaydığı söylenebilir. Diğer taraftan bu metod paratoner tarafından yayılan iyon akımını milyon değerinde bir katsayı ile çoğalttığı için bulut yükünün azalmasında etkili bir rol oynar. Meydana getirilen iyonlar, bir hızlandırıcı sistemle daha da yüksek hızlara eriştirilir.