TAC-ÜL-ARİFİN (Ebü’l-Vefa) hakkında bilgitac-ül-arifin (ebü’l-vefa) nedir nasıl çalışır kimdir TAC-ÜL-ARİFİN (EBÜ’L-VEFA) kimdir nedir nerededir

TAC-ÜL-ARİFİN (Ebü’l-Vefa)

TAC-ÜL-ARİFİN (Ebü’l-Vefa) hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, tac-ül-arifin (ebü’l-vefa) hakkında bilgi.

Evliyanın büyüklerinden. Künyesi Ebü’l-Vefa; ismi Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Zeyd bin Hasan el-Arif bin Zeyd bin İmam-ı Zeynel’abidin bin İmam-ı Hüseyin bin Aliyy-ül-Murteza bin Ebi Talib’dir (radıyallahü anhüm). Lakabı Tac-ül-Arifin olup, Kakis diye de anılır. 1026 (H.417) senesinde Irak’ın Kuşende mevkiinde doğdu. 1107 (H.501) senesinde vefat etti. Ebü’l-Vefa hazretlerinin babası Seyyid Muhammed Arızi zamanının büyük evliyasındandı. Beni Nercis kabilesinin reisi Ömer bin Şirküre bin Ebi Ammar Nerci’nin kızıyla evlendi. Bu evlilikten Seyyid Ebü’l-Vefa doğdu. Seyyid Ebü’l-Vefa hazretleri, babasının vefatından iki ay sonra doğdu. Daha bebekken oruç tutmaya başladı. Gündüzleri annesinden süt emmez, geceleri emerdi. Küçük yaşında Şenbeki hazretlerine talebe oldu ve onun sohbetlerinde bulundu. Daha sonra hocasının izniyle Buhara’ya gitti. Orada zahiri ilimlerin hepsini tahsil etti. Bu esnada nesebi hakkında kimseye bir şey söylemedi. Tahsilini tamamladıktan sonra, Buhara’dan ayrılıp Kalmine’ye gelip, oraya yerleşti. Burada halka İslam dininin emirlerini ve yasaklarını anlatıp, talebe yetiştirmeye başladı. Ebü’l-Vefa hazretleri şöyle anlatır: İlim öğretmekle meşgul olduğum sırada, bir gece rüyamda Peygamber efendimizi gördüm. Rüyada Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, bana dönerek: ’Ya Ebü’l-Vefa! Sana yedi yaren verdik. Kim bunlara ihlas ve sıdkla riyasız muhabbet besler ve mürid olursa, kıyamet gününde benim bayrağım altında haşrolunur. Benim evladım olan seyyidlere kim hürmet ederse, aynen bana hürmet etmiş olur. Bana hürmet eden, Allahü tealaya hürmet etmiştir. Allahü tealaya hürmet eden, Cennet’i kazanmıştır. Benim evladıma kim hürmet etmezse, bana hürmet etmemiş olur. Bana hürmet etmeyen, Allahü tealaya hürmet etmemiştir. Allahü tealaya hürmet etmeyenin yeriyse Cehennem’dir. Ey Ebü’l-Vefa! Sana ve yarenlerine vasiyetim olsun. Kıyamete kadar kimseyle kavga ve anlaşmazlık çıkarmayın. Çünkü kavga ve anlaşmazlık karışan silsilenin nesli helak olur. Ey Ebü’l-Vefa! Benim sünnetimi yerine getirip bu yedi yareninin eteğine yapışan saadete ulaşır. Bunlardan uzaklaşan, benden uzaklaşmış olur.’ buyurdu. Ben bu ahde sadık kalacağımı söyledim ve yedi zatı da canu gönülden yarenliğe kabul ettim. Peygamber efendimiz dua ettiler. Kapı çalınmasıyla uyandım. Kapıyı açınca, o yedi zatı gördüm ve onları içeriye davet ederek yemek yedirdim ve; ’Gelmenizin sebebi nedir?’ diye sordum. Onlar da; ’Rüyamızda Peygamber efendimizi gördük. Bize; ’Tac-ül-Arifin Seyyid Ebü’l-Vefa sizin zahiren ve batınen atanız oldu. Ona gidin.’ buyurdu.’ dediler. Ben de onlara gördüğüm rüyayı anlattım. Onlar zahiren de bana bi’at ettiler. Seyyid Ebü’l-Vefa hazretleri bir müddet Bağdat’a gelip halife Kaim biemrillah’a nasihatte bulundu. 1107 senesi Rebiülahir ayının yirminci günü seksen dört yaşında vefat etti. Cenazesini Adiy bin Müsafir yıkadı, kefenledi ve defnetti. Seyyid Ebü’l-Vefa hazretleri buyurdu ki: