TEBÜK SEFERİ hakkında bilgitebük seferi nedir nasıl çalışır kimdir TEBÜK SEFERİ kimdir nedir nerededir

TEBÜK SEFERİ

TEBÜK SEFERİ hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, tebük seferi hakkında bilgi.

Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin 630 (H.9) senesinde Bizans İmparatoruna karşı çıktığı sefer. Tebük, Hacer ile Şam arasında bir yerin adıdır. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Medine’ye hicret ettikten sonra, çeşitli devletlere elçiler gönderip onların hükümdarlarını İslamiyete davet eyledi. Umman, Bahreyn hükümdarları tebeasıyla Müslüman oldular. Ayrıca birçok kabilelerden heyetler gelerek Peygamber efendimize tabi olduklarını bildirdiler ve saadete kavuştular. Daha sonra Mute’de Bizanslılara karşı büyük bir zafer kazanan İslam ordusu Hevazin ve Sakif kabilelerini de hezimete uğrattı. Bu durum üzerine İslamiyetin ve İslam devletinin büyümesini engellemek isteyen Bizans İmparatoru Herakliüs Şam’da büyük birlikler topladı. Ordusunu gayrete getirebilmek için adamlarının bir senelik ücretini peşin ödedi. Ayrıca Tahmiler, Gassaniler ve çevre Araplarla da ittifaklar kurarak onların desteğini sağladı. Peygamber efendimiz bunu haber alınca Eshab-ı kiramı toplayarak harbe hazırlanmalarını buyurdu. Kabile mensuplarını kabilelerine göndererek asker topladı. O sene kuraklık olduğundan sahabiler maddi yönden büyük bir darlık içinde bulunuyorlardı. Sadece ticaret yapanların durumu biraz iyiydi. Sevgili Peygamberimiz Eshabından harbe katılacak askerin techizi için, mali yardımda bulunmalarını arzu etmişlerdi. Peygamber efendimizin bu arzusu sahabileri harekete geçirdi. Herkes elinde avucunda ne varsa getiriyor, malı ve canıyla cihada hazırlanıyorlardı. Ebu Bekr-i Sıddık, malının tamamını getirmişti. Resul-ü ekrem efendimiz; ’Aile efradına ne bıraktın, ya Eba Bekr?’ buyurunca, hazret-i Ebu Bekr-i Sıddik; ’Allahü tealayı ve Resulünü bıraktım.’ diye cevap verdi. Hazret-i Osman, ordunun üçte birini techiz etti ki, bu on bin kişi civarındaydı. Hazret-i Ömer ve diğer sahabiler de ellerinde ne varsa getirerek Peygamberimizin duasına mazhar oldular. Bu kıtlık ve yokluk içinde hazırlıklar tamamlanınca, Peygamber efendimiz orduyu Seniyyet-ül-Veda’da topladı. Gazaya katılmayan yok denecek kadar azdı. Ordu hareket ettiği zaman, münafıkların başı Abdullah bin Übey, Müslümanları korkutmak için olmayacak sözler söyledi. Hatta ’Yemin ederim ki, sanki Muhammed’i ve Eshabını ikişer ikişer iplere bağlanmış halde görür gibi oluyorum...’ diyordu. Eshab-ı kiram bu sözlere hiç aldırış etmedikçe münafıklar kahroluyorlardı. Resulullah efendimiz, Seniyyet-ül-Veda’dan Tebük’e hareket edeceği zaman, ordunun bayraklarını ve sancaklarını açtırdı. En büyük sancağı hazret-i Ebu Bekr’e, en büyük bayrağı Zübeyr bin Avvam’a ve Evs kabilesinin sancağını da hazret-i Ebu Dücane’ye verdi. Peygamber efendimizin kumandasındaki Eshab-ı kiramın sayısı, 10.000’i süvari olmak üzere, 30.000 kişiydi. Sağ kol kumandanlığına hazret-i Talha bin Ubeydullah, sol kola da Abdurrahman bin Avf tayin edildi. 21 Şanlı sahabiler, pek sıcak bir havada ve Peygamberimizin kumandası altında harekete geçtiler. Sekizinci konak yerinde su kaplarında hiç su kalmamıştı. Susuzluktan herkes ölecek hale gelmişti. Münafıklar bunu fırsat bilip; ’Muhammed gerçekten Peygamber olsaydı, dua edip yağmur yağdırırdı.’ dediler. Durum Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) arz edilince, mübarek ellerini kaldırdılar ve Allahü tealaya yağmur ihsan etmesi için yalvardılar. Sıcak ve bulutsuz bir havada derhal yağmur bulutları peyda oldu. Şiddetli bir yağmur başladı. Herkes kaplarını suyla doldurdu. Hayvanlarını suladı. Yağmur durup, bulutlar dağılınca, yağmurun yalnız ordunun üzerine yağdığı görüldü. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem ve sahabiler tekbir getirdiler. Allahü tealaya hamd ettiler. Münafıklara da; ’Bir özürünüz kalmadı. Allahü tealaya ve Resulüne iman edin ve salih bir Müslüman olun!’ dediler. Fakat hayasız münafıklar; ’Ne olmuş ki!.. Bir bulut, geçerken yağdı ve gitti!..’ diye karşılık verdiler. Açlık da son haddine varmıştı. Öyle ki, bir hurmayı iki kişi bölüşür yerlerdi. Şiddetli sıcak ve açlığa rağmen Tebük’e geldiklerinde canlarını feda etmeye hazır bir şekilde düşman üzerine yürüdüler. Kıtlığa ve şiddetli sıcağa rağmen 30.000 kişilik yenilgi yüzü görmemiş bu kahramanlar ordusunun gelişi Bizanslıları büyük bir korkuya düşürdü. Bu sebeple, taarruz niyetindeyken hızla geri çekilmeye başladılar. Resulullah efendimiz, eshabıyla istişare ettikten sonra düşmanı takip etmediler. Ordusunu Tebük’te beklettiler ve böylece düşmanlara korku saldılar. Bu sırada o bölgede oturan bazı kabileler ve devlet başkanları İslam ordusunun geldiğini işitmişlerdi. Korkularından Peygamber efendimize birer heyet gönderip, cizye vermek üzere eman dilediler. Peygamber efendimiz, merhamet buyurarak tekliflerini kabul eyledi ve her biriyle ayrı ayrı antlaşma maddeleri yazılarak emniyette oldukları bildirildi. Bu sefer dönüşünde olan mühim hadiselerden birisi de; münafıklar tarafından hile için yapılan Mescid-i Dırar’ın Peygamber efendimiz tarafından yıktırılmasıdır. Böylece Tebük Seferiyle sadece Bizans ordusu korkutulmamış, münafıkların ve Arabistan’daki müşriklerle Yahudilerin de başları ezilmiş, İslama karşı durma, engelleme faaliyetleri söndürülmüş oldu.